<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Yaramaziz.Biz  |||| Yaramazların Mekanı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.yaramaziz.biz/</link>
		<description><![CDATA[Yaramaziz.Biz  |||| Yaramazların Mekanı - http://www.yaramaziz.biz]]></description>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:59:58 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ptt Kargo, Mekke ve Medine'den Hacıların yükünü getirecek]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25465</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 21:14:44 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25465</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/6/5/125656.jpg" border="0" alt="[Resim: 125656.jpg&#93;" /><br />
<br />
Hacılara müjdeli haber !<br />
<br />
Kutsal topraklara gidenlerin hurma ve hediyelik eşya getirme çilesi artık bitiyor.<br />
<br />
PTT, hacıların istedikleri eşyaları Mekke ve Medine'de kabul edip Türkiye'ye gönderecek.<br />
<br />
PTT Adana Başmüdürü Mahmut Akbal, 'Hacı Eşyalarının Türkiye'ye Nakli Projesi' kapsamında yeni başlanan uygulamaya büyük ilgi gösterildiğini söyledi. Hacıların yurda gönderdikleri malzemelerin, yurdun her tarafına ulaşımını sağladıklarını anlatan Akbal, bunun için personel takviyesi yaptıklarını söyledi.<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı, PTT Genel Müdürlüğü ve Gümrük Müsteşarlığı işbirliğiyle, kutsal topraklara gidenlerin gönderdikleri eşyanın takibini kolaylıkla yaptıklarını dile getiren Akbal, hacı adaylarının Adana'ya ulaşan kolilerinden en fazla hurmanın dikkat çektiğini söyledi. Gönderilerin büyük titizlikle alınıp, bilgisayarlı takibinin yapıldığını anlatan Akbal, her türlü karışıklığın önüne geçildiğini dile getirdi.<br />
<br />
Adana Müftüsü Mehmet Barış da PTT'nin kargo hizmetiyle hacıları büyük bir dertten kurtardığını bildirdi. Barış, kurumlararası işbirliğiyle gerçekleştirilen uygulamaya hacıların ilgi göstereceğini dile getirerek, bu sayede hacıların ibadetlerini gönül huzuruyla yapmalarına da katkı sağlandığını anlattı.<br />
<br />
Hacıların bu yıl kişi başı 25 kilogram hurma gönderme hakkı bulunuyor. Zemzem için ise Suudi Arabistan Krallığı toplu halde taşınmasına izin vermiyor. Hacıların 10 litrelik zemzemi uçaklarla getirmeleri tavsiye ediliyor.<br />
<br />
(CİHAN)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/6/5/125656.jpg" border="0" alt="[Resim: 125656.jpg]" /><br />
<br />
Hacılara müjdeli haber !<br />
<br />
Kutsal topraklara gidenlerin hurma ve hediyelik eşya getirme çilesi artık bitiyor.<br />
<br />
PTT, hacıların istedikleri eşyaları Mekke ve Medine'de kabul edip Türkiye'ye gönderecek.<br />
<br />
PTT Adana Başmüdürü Mahmut Akbal, 'Hacı Eşyalarının Türkiye'ye Nakli Projesi' kapsamında yeni başlanan uygulamaya büyük ilgi gösterildiğini söyledi. Hacıların yurda gönderdikleri malzemelerin, yurdun her tarafına ulaşımını sağladıklarını anlatan Akbal, bunun için personel takviyesi yaptıklarını söyledi.<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı, PTT Genel Müdürlüğü ve Gümrük Müsteşarlığı işbirliğiyle, kutsal topraklara gidenlerin gönderdikleri eşyanın takibini kolaylıkla yaptıklarını dile getiren Akbal, hacı adaylarının Adana'ya ulaşan kolilerinden en fazla hurmanın dikkat çektiğini söyledi. Gönderilerin büyük titizlikle alınıp, bilgisayarlı takibinin yapıldığını anlatan Akbal, her türlü karışıklığın önüne geçildiğini dile getirdi.<br />
<br />
Adana Müftüsü Mehmet Barış da PTT'nin kargo hizmetiyle hacıları büyük bir dertten kurtardığını bildirdi. Barış, kurumlararası işbirliğiyle gerçekleştirilen uygulamaya hacıların ilgi göstereceğini dile getirerek, bu sayede hacıların ibadetlerini gönül huzuruyla yapmalarına da katkı sağlandığını anlattı.<br />
<br />
Hacıların bu yıl kişi başı 25 kilogram hurma gönderme hakkı bulunuyor. Zemzem için ise Suudi Arabistan Krallığı toplu halde taşınmasına izin vermiyor. Hacıların 10 litrelik zemzemi uçaklarla getirmeleri tavsiye ediliyor.<br />
<br />
(CİHAN)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tv oyuncusu Cami yapılmasına karşı !]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25464</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 21:01:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25464</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/6/6/125664.jpg" border="0" alt="[Resim: 125664.jpg&#93;" /><br />
<br />
Eski camilerin yeterli olduğunu iddia eden dizi oyuncusu Yıldırımlar, yeni camilerin yapılmasına karşı...<br />
<br />
Habertürk&#8217;te yayınlanan &#8217;Kısa Devre&#8217; programına konuk olan ve bir televizyon kanalında yayınlanan diziyle tanınan Bennu Yıldırımlar, bir süredir kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nin yeniden yapılandırılması için boşaltılmasına tepki verdi.<br />
<br />
Yıldırımlar, 2010 yılında &#8217;Kültür Başkenti&#8217; olacak İstanbul gibi bir şehirde bir değil çok daha fazla AKM gibi kültür merkezlerinin olması gerektiğini belirterek "Bu tip yüksek sanat izlemek için bir tane yerimiz var. Operaya, baleye, senfoni orkestrasını dinlemeye gitmek için! Bizim bir tane İstanbul&#8217;da böyle yerimiz var. İstanbul, 2010&#8217;da Kültür Başkenti olacak. Yani Atatürk Kültür Merkezi gibi 10 tane 15 tane yer yetmez! Bence daha fazla yapılsın, cami yapılacağına. Eski camilerimiz bize yeter ve estetik duyguları da çok güzel. Bu kadar çok caminin olduğu yerde.." diye konuştu.<br />
<br />
TELEVİZYON GAZETESİ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/6/6/125664.jpg" border="0" alt="[Resim: 125664.jpg]" /><br />
<br />
Eski camilerin yeterli olduğunu iddia eden dizi oyuncusu Yıldırımlar, yeni camilerin yapılmasına karşı...<br />
<br />
Habertürk&#8217;te yayınlanan &#8217;Kısa Devre&#8217; programına konuk olan ve bir televizyon kanalında yayınlanan diziyle tanınan Bennu Yıldırımlar, bir süredir kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nin yeniden yapılandırılması için boşaltılmasına tepki verdi.<br />
<br />
Yıldırımlar, 2010 yılında &#8217;Kültür Başkenti&#8217; olacak İstanbul gibi bir şehirde bir değil çok daha fazla AKM gibi kültür merkezlerinin olması gerektiğini belirterek "Bu tip yüksek sanat izlemek için bir tane yerimiz var. Operaya, baleye, senfoni orkestrasını dinlemeye gitmek için! Bizim bir tane İstanbul&#8217;da böyle yerimiz var. İstanbul, 2010&#8217;da Kültür Başkenti olacak. Yani Atatürk Kültür Merkezi gibi 10 tane 15 tane yer yetmez! Bence daha fazla yapılsın, cami yapılacağına. Eski camilerimiz bize yeter ve estetik duyguları da çok güzel. Bu kadar çok caminin olduğu yerde.." diye konuştu.<br />
<br />
TELEVİZYON GAZETESİ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslami finans sistemi, Dünya'nın tek alternatifi]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25463</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 20:14:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25463</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/40668.jpg" border="0" alt="[Resim: 40668.jpg&#93;" /><br />
<br />
Malezya Başbakanı Bedewi, "İslami finans sistemini uluslararası sisteme entegreye etmeye hazır olmalıyız" dedi.<br />
<br />
Malezya Başbakanı Abdullah Ahmed Bedewi, yeni bir büyüme çağına yönelik finansal birliğe öncülük etmesi için, İslami finansın önünde çok büyük fırsatlar olduğunu söyledi.<br />
<br />
Kuala Lumpur'da İslami finans merkezi olan Standard Chartered Saadiq Bhd'nin resmi açılışında konuşan Bedewi, konuşmasına, "Pek çoğunuz, İslami finansın, iş yapan tarafların sözleşmede olası kâr ve zararı paylaşmaya mecbur edildikleri paylaşım ilkesine dayandığını zaten biliyorsunuz" diyerek başladı.<br />
<br />
Abdullah Bedewi, son günlerdeki uluslar arası finansal çöküşün, böylesi bir sisteme duyulan acil ihtiyacı gösterdiğini, pek çok uzmanın, artan bir şekilde İslami finansal sistemi, yenilenmiş bir saygı ve hayranlıkla dikkate aldığını söyledi.<br />
<br />
Bedewi, "Bu yüzden İslami finans, gittikçe küreselleşen bir ortamda ekonominin değişen taleplerini karşılamak için yeni bir boyuta geçmeye hazır olmalıdır" ifadesini kullandı.<br />
<br />
Bedewi şöyle konuştu: "Bu bakımdan İslami finans, kendisini hızlıca uluslararası finans sistemine entegre etmeye ve dünyanın pek çok bölgesinde uygulanan geleneksel finansal sisteme uygun bir alternatif olarak kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaktadır. İslami finans, küresel finansın temel bir unsuruna dönüşmekle, küçük ve sınırlı finansal servis olma şeklindeki pozisyonunu kesinlikle sonlandıracaktır."<br />
<br />
Abdullah Bedewi, bununla birlikte İslami finansın, küresel finansın etkili bir tamamlayıcısı olabilmesi ve İslami finans sektörünün ihtiyaç duyduğu güvenilirliği sağlamak için sağlam bir hukuki zeminin çok önemli olduğunu da vurguladı.<br />
<br />
"Halihazırda Malezya, İslami finanstan aldığı konsept ve yaklaşımları kullanarak küresel finans sistemini yeniden düzenlemeye yönelik her türlü girişime öncülük etmek için yeterli olan donanıma sahiptir" diyen Bedewi, ülkesinin İslami finansın bilgi merkezi olarak hareket etmeye hazır olduğunu da duyurdu: "Hâlihazırda biz, İslami finans için, küresel bir üniversite olarak Uluslararası İslami Finans Eğitim Merkezi'ne sahibiz."<br />
<br />
Malezya'da Bedewi'den sonra önümüzdeki yılın Mart ayında Başbakanlığa gelecek olan şu anki Başbakan Yardımcısı Necib Tun Razak da İslam'ın korkulacak hiç bir şey olmadığını, İslamın uygulanması konusunda iyi bir örnek olduklarını söyledi. Necib Tun Razak, Başbakan olunca da İslam medeniyetini geliştirmeye devam edeceklerini vurguladı.<br />
<br />
Başbakan Yardımcısı Necib Tun Razak, Başbakan Abdullah Ahmed Bedewi'nin yürürlüğe koyduğu İslam Medeniyeti'ne -İslam Hadari- inandığını da kaydetti.<br />
<br />
Malezya basının haberlerine göre, -eğitim ve öğretimde mavi bir okyanus meydana getirmek- adı verilen bir konferansın açılış konuşmasını yapan Necib Tun Razak, "İslam'da korkulacak hiç bir şey yok. İslam Hadari'ye inanıyorum. Başbakan'a endişe etmemesi gerektiğini söyledim çünkü İslam Hadari'yi geliştirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Malezya'nın, sadece çok etnikli, çok dinli, çok kültürlü olmasından değil jeopolitik konumu sebebiyle de farklı bir ülke olduğunu belirten Necib Tun Razak, Malezya'nın Doğu ve Batı arasında bulunduğunu, Ortadoğu ve Batı mirası ile yakın ilişkileri bağları olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />
11 Eylül terör saldırılarından sonra Batı'nın İslam'ı daha fazla anlama ihtiyacı duyduğunu dile getiren Malezya başbakan yardımcısı Razak, İslam'ın bir ülkede nasıl uygulandığı ile ilgili olarak Malezya'nın önemli bir örnek teşkil ettiğini kaydetti.<br />
<br />
Necib Tun Razak, "Evet, Malezya'da problemlerimiz var. Fakat bunlar üstesinden gelinmez değil. Olumlu tarafından bakarsanız, geliştik ve güçleniyoruz." ifadesini kullandı. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/40668.jpg" border="0" alt="[Resim: 40668.jpg]" /><br />
<br />
Malezya Başbakanı Bedewi, "İslami finans sistemini uluslararası sisteme entegreye etmeye hazır olmalıyız" dedi.<br />
<br />
Malezya Başbakanı Abdullah Ahmed Bedewi, yeni bir büyüme çağına yönelik finansal birliğe öncülük etmesi için, İslami finansın önünde çok büyük fırsatlar olduğunu söyledi.<br />
<br />
Kuala Lumpur'da İslami finans merkezi olan Standard Chartered Saadiq Bhd'nin resmi açılışında konuşan Bedewi, konuşmasına, "Pek çoğunuz, İslami finansın, iş yapan tarafların sözleşmede olası kâr ve zararı paylaşmaya mecbur edildikleri paylaşım ilkesine dayandığını zaten biliyorsunuz" diyerek başladı.<br />
<br />
Abdullah Bedewi, son günlerdeki uluslar arası finansal çöküşün, böylesi bir sisteme duyulan acil ihtiyacı gösterdiğini, pek çok uzmanın, artan bir şekilde İslami finansal sistemi, yenilenmiş bir saygı ve hayranlıkla dikkate aldığını söyledi.<br />
<br />
Bedewi, "Bu yüzden İslami finans, gittikçe küreselleşen bir ortamda ekonominin değişen taleplerini karşılamak için yeni bir boyuta geçmeye hazır olmalıdır" ifadesini kullandı.<br />
<br />
Bedewi şöyle konuştu: "Bu bakımdan İslami finans, kendisini hızlıca uluslararası finans sistemine entegre etmeye ve dünyanın pek çok bölgesinde uygulanan geleneksel finansal sisteme uygun bir alternatif olarak kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaktadır. İslami finans, küresel finansın temel bir unsuruna dönüşmekle, küçük ve sınırlı finansal servis olma şeklindeki pozisyonunu kesinlikle sonlandıracaktır."<br />
<br />
Abdullah Bedewi, bununla birlikte İslami finansın, küresel finansın etkili bir tamamlayıcısı olabilmesi ve İslami finans sektörünün ihtiyaç duyduğu güvenilirliği sağlamak için sağlam bir hukuki zeminin çok önemli olduğunu da vurguladı.<br />
<br />
"Halihazırda Malezya, İslami finanstan aldığı konsept ve yaklaşımları kullanarak küresel finans sistemini yeniden düzenlemeye yönelik her türlü girişime öncülük etmek için yeterli olan donanıma sahiptir" diyen Bedewi, ülkesinin İslami finansın bilgi merkezi olarak hareket etmeye hazır olduğunu da duyurdu: "Hâlihazırda biz, İslami finans için, küresel bir üniversite olarak Uluslararası İslami Finans Eğitim Merkezi'ne sahibiz."<br />
<br />
Malezya'da Bedewi'den sonra önümüzdeki yılın Mart ayında Başbakanlığa gelecek olan şu anki Başbakan Yardımcısı Necib Tun Razak da İslam'ın korkulacak hiç bir şey olmadığını, İslamın uygulanması konusunda iyi bir örnek olduklarını söyledi. Necib Tun Razak, Başbakan olunca da İslam medeniyetini geliştirmeye devam edeceklerini vurguladı.<br />
<br />
Başbakan Yardımcısı Necib Tun Razak, Başbakan Abdullah Ahmed Bedewi'nin yürürlüğe koyduğu İslam Medeniyeti'ne -İslam Hadari- inandığını da kaydetti.<br />
<br />
Malezya basının haberlerine göre, -eğitim ve öğretimde mavi bir okyanus meydana getirmek- adı verilen bir konferansın açılış konuşmasını yapan Necib Tun Razak, "İslam'da korkulacak hiç bir şey yok. İslam Hadari'ye inanıyorum. Başbakan'a endişe etmemesi gerektiğini söyledim çünkü İslam Hadari'yi geliştirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Malezya'nın, sadece çok etnikli, çok dinli, çok kültürlü olmasından değil jeopolitik konumu sebebiyle de farklı bir ülke olduğunu belirten Necib Tun Razak, Malezya'nın Doğu ve Batı arasında bulunduğunu, Ortadoğu ve Batı mirası ile yakın ilişkileri bağları olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />
11 Eylül terör saldırılarından sonra Batı'nın İslam'ı daha fazla anlama ihtiyacı duyduğunu dile getiren Malezya başbakan yardımcısı Razak, İslam'ın bir ülkede nasıl uygulandığı ile ilgili olarak Malezya'nın önemli bir örnek teşkil ettiğini kaydetti.<br />
<br />
Necib Tun Razak, "Evet, Malezya'da problemlerimiz var. Fakat bunlar üstesinden gelinmez değil. Olumlu tarafından bakarsanız, geliştik ve güçleniyoruz." ifadesini kullandı. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABD'den İslami yardım kuruluşuna yasak!]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25462</link>
			<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 00:14:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25462</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/33600.jpg" border="0" alt="[Resim: 33600.jpg&#93;" /><br />
<br />
ABD, Hamas'a destek verdiğini iddia ettiği The Union of Good'un mal varlığına el koydu.<br />
<br />
ABD Hazine Bakanlığı, Amerikalıların Hamas'a yardım ettiğini ileri sürdüğü İslami yardım kuruluşu The Union of Good ile alış veriş yapmasına yasak getirdi.<br />
<br />
Hazine Bölümü'nden yapılan açıklamada, The Union of Good'un Batı Şeria ve Gazze'deki İslami direnişçilere para aktardığı ileri sürüldü, kuruluşun, ABD'de mal varlıklarına el konacağı duyuruldu.<br />
<br />
Terörizm ve finans istihbarattan sorumlu Hazine Bakan Yardımcısı Stuart Levy, yaptığı açıklamada, Hamas'ın bir terörist örgüt olduğunu da iddia ederek "Hamas gibi gruplar toplumları radikalleştirmek ve şiddet eylemlerine destek sağlamak amacıyla yardım kuruluşlarını kullanıyorlar" ifadesini kullandı.<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/33600.jpg" border="0" alt="[Resim: 33600.jpg]" /><br />
<br />
ABD, Hamas'a destek verdiğini iddia ettiği The Union of Good'un mal varlığına el koydu.<br />
<br />
ABD Hazine Bakanlığı, Amerikalıların Hamas'a yardım ettiğini ileri sürdüğü İslami yardım kuruluşu The Union of Good ile alış veriş yapmasına yasak getirdi.<br />
<br />
Hazine Bölümü'nden yapılan açıklamada, The Union of Good'un Batı Şeria ve Gazze'deki İslami direnişçilere para aktardığı ileri sürüldü, kuruluşun, ABD'de mal varlıklarına el konacağı duyuruldu.<br />
<br />
Terörizm ve finans istihbarattan sorumlu Hazine Bakan Yardımcısı Stuart Levy, yaptığı açıklamada, Hamas'ın bir terörist örgüt olduğunu da iddia ederek "Hamas gibi gruplar toplumları radikalleştirmek ve şiddet eylemlerine destek sağlamak amacıyla yardım kuruluşlarını kullanıyorlar" ifadesini kullandı.<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Livni: Camilerde İsrail aleyhtarı dil değişmeli]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25461</link>
			<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 00:10:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25461</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52542.jpg" border="0" alt="[Resim: 52542.jpg&#93;" /><br />
<br />
İsrail dışişleri bakanı Tzipni Livni, barış için camilerdeki İsrail karşıtı söylemlerin hemen değiştirilmesini istedi.<br />
<br />
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Başbakan Vekili Tzipi Livni, BM Genel Kurulu'nda İsrail-Filistin çatışmasına son vermek üzere Suudi Arabistan tarafından hazırlanan barış girişimine açıktan destek verdi.<br />
<br />
Genel kurulda dini değerlerin siyasi ve silahlı çatışmaları nasıl çözeceği konusu tartışılırken Peres, doğrudan Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın isminden bahsetti. Peres ve Livni Suudi Arabistan barış girişimin öneminin üzerinde dururken, Kral konuşmasında bu konuya girmedi.<br />
<br />
New York'ta BM merkezinde bir basın konferansı düzenleyen Peres ve Livni, Suudilerin davranışlarındaki yeni atmosfer ve algılama değişikliğinden etkinlendiklerini belirterek bunun Filistinlileri barış çözümüne zorlayabileceğini söylediler.<br />
<br />
Livni, "Suudiler önemli ve hayati bir mesaj verdiler. Ancak İsrail; İsrail karşıtı duyguların yüksek olduğu ibadethaneler ve okullarda da retorikin değiştiğini görmek ve duymak istiyor." dedi.<br />
<br />
Geçmişte Abdullah ile doğrudan görüşen Peres ve Livni aynı odada toplantılara katılmalarının veya yemeklerde aynı masaya oturmalarının çok önemli olmadığını belirttiler.<br />
<br />
Abdullah ve Peres, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un daveti üzerine salı akşamı birlikte yemeğe katıldılar.<br />
<br />
Peres, genel kurulda yaptığı konuşmada, Kral Abdullah'ın barış girişiminde askeri çözüm yerine diplomasiye vurgu yapıldığını ve Ortadoğu'da kapsamlı barışın Arap ülkelerinin stratejik tercihi olduğunun belirtildiğini kaydederek "Bu aynı zamanda İsrail'in de stratejisidir." dedi.<br />
<br />
Kapsamlı çözümün Filistinlilerle ikili görüşmelerin tamamlanmasına bağlı olduğunu ve iki tarafın da acı bedeller ödediğini söyleyen Peres, "Daha önce bir çok kez ispatladığımız gibi biz buna hazırız" dedi.<br />
<br />
Peres, iki günlük BM genel kurul toplantısına katılıyor. Genel kurulda din ve barış konulu bir oturum yapılıyor. Genel kurul toplantısına ayrıca Suudi Arabistan, Ürdün ve Bahreyn kralları, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri emirleri de katılıyor.<br />
<br />
Genel kurula toplam 70 ülkeden heyetler katılıyor. Heyetlerin çoğuna cumhurbaşkanları ve başbakanlar başkanlık ediyor.<br />
<br />
Suudi Arabistan Kralı Abdullah, din ve barış konulu genel kurulda yaptığı konuşmada, "İnsanoğlu bu gezegende eşit ve ortak olarak yaratıldı. Ya barış ve uyum içinde yaşayacaklar, ya da kaçınılmaz olarak yanlış anlama, kin ve nefret yangınlarında tükenecekler." dedi.<br />
<br />
Terörizm ve katliamların din ve medeniyetin düşmanı olduğunu söyleyen Kral Abdullah, Ortadoğu barış sürecinden bahsetmedi.<br />
<br />
Kültürler, dinler ve medeniyetler arasındaki diyaloğu savunanlardın biri olduğu söyleyen Kral Abdullah, "Dünyadaki bütün devletleri, onların halkları, liderleri ve örgütlerini temin ederim ki bizim diyalog endişemiz İslam inancı ve değerlerinden, insanlara olan şefkatimizden kaynaklanıyor." dedi.<br />
<br />
Kaynak: Ajanslar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52542.jpg" border="0" alt="[Resim: 52542.jpg]" /><br />
<br />
İsrail dışişleri bakanı Tzipni Livni, barış için camilerdeki İsrail karşıtı söylemlerin hemen değiştirilmesini istedi.<br />
<br />
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Başbakan Vekili Tzipi Livni, BM Genel Kurulu'nda İsrail-Filistin çatışmasına son vermek üzere Suudi Arabistan tarafından hazırlanan barış girişimine açıktan destek verdi.<br />
<br />
Genel kurulda dini değerlerin siyasi ve silahlı çatışmaları nasıl çözeceği konusu tartışılırken Peres, doğrudan Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın isminden bahsetti. Peres ve Livni Suudi Arabistan barış girişimin öneminin üzerinde dururken, Kral konuşmasında bu konuya girmedi.<br />
<br />
New York'ta BM merkezinde bir basın konferansı düzenleyen Peres ve Livni, Suudilerin davranışlarındaki yeni atmosfer ve algılama değişikliğinden etkinlendiklerini belirterek bunun Filistinlileri barış çözümüne zorlayabileceğini söylediler.<br />
<br />
Livni, "Suudiler önemli ve hayati bir mesaj verdiler. Ancak İsrail; İsrail karşıtı duyguların yüksek olduğu ibadethaneler ve okullarda da retorikin değiştiğini görmek ve duymak istiyor." dedi.<br />
<br />
Geçmişte Abdullah ile doğrudan görüşen Peres ve Livni aynı odada toplantılara katılmalarının veya yemeklerde aynı masaya oturmalarının çok önemli olmadığını belirttiler.<br />
<br />
Abdullah ve Peres, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un daveti üzerine salı akşamı birlikte yemeğe katıldılar.<br />
<br />
Peres, genel kurulda yaptığı konuşmada, Kral Abdullah'ın barış girişiminde askeri çözüm yerine diplomasiye vurgu yapıldığını ve Ortadoğu'da kapsamlı barışın Arap ülkelerinin stratejik tercihi olduğunun belirtildiğini kaydederek "Bu aynı zamanda İsrail'in de stratejisidir." dedi.<br />
<br />
Kapsamlı çözümün Filistinlilerle ikili görüşmelerin tamamlanmasına bağlı olduğunu ve iki tarafın da acı bedeller ödediğini söyleyen Peres, "Daha önce bir çok kez ispatladığımız gibi biz buna hazırız" dedi.<br />
<br />
Peres, iki günlük BM genel kurul toplantısına katılıyor. Genel kurulda din ve barış konulu bir oturum yapılıyor. Genel kurul toplantısına ayrıca Suudi Arabistan, Ürdün ve Bahreyn kralları, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri emirleri de katılıyor.<br />
<br />
Genel kurula toplam 70 ülkeden heyetler katılıyor. Heyetlerin çoğuna cumhurbaşkanları ve başbakanlar başkanlık ediyor.<br />
<br />
Suudi Arabistan Kralı Abdullah, din ve barış konulu genel kurulda yaptığı konuşmada, "İnsanoğlu bu gezegende eşit ve ortak olarak yaratıldı. Ya barış ve uyum içinde yaşayacaklar, ya da kaçınılmaz olarak yanlış anlama, kin ve nefret yangınlarında tükenecekler." dedi.<br />
<br />
Terörizm ve katliamların din ve medeniyetin düşmanı olduğunu söyleyen Kral Abdullah, Ortadoğu barış sürecinden bahsetmedi.<br />
<br />
Kültürler, dinler ve medeniyetler arasındaki diyaloğu savunanlardın biri olduğu söyleyen Kral Abdullah, "Dünyadaki bütün devletleri, onların halkları, liderleri ve örgütlerini temin ederim ki bizim diyalog endişemiz İslam inancı ve değerlerinden, insanlara olan şefkatimizden kaynaklanıyor." dedi.<br />
<br />
Kaynak: Ajanslar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Danimarka'da karikatür tahriki bu kez kitapla geliyor]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25460</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 23:36:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25460</guid>
			<description><![CDATA[[center&#93;<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52518.jpg" border="0" alt="[Resim: 52518.jpg&#93;" />[/center&#93;<br />
<br />
İslam dünyasını ayağa kaldıran Danimarka'daki Jyllands Posten gazetesinin 30 Eylül 2005'te yayınladığı Hz. Muhammed'e (sas) hakaret içeren karikatürler, bu kez 'Groft Sagt' (Kabaca Söyleme) adlı kitap ile piyasaya sürülüyor.<br />
<br />
1 Aralık'ta yayınlanacak kitapta yer alan 26 karikatürün çizeri ise tartışmaların odağındaki Kurt Westergaard. Kitabın yazarı Lars Hedegaard, amaçlarının Hz. Muhammed'i çizmek olmadığını söylemesine karşılık, karikatürler söz konusu gazetede yer alanlara tıpatıp benziyor. Kitapta, hakaret karikatürlerine karşı çıkan eski Dışişleri Bakanı Uffe Ellemann Jensen de eleştiriliyor. Reklam yapmamak için konuşmama kararı aldığını söyleyen Jensen, gelişmeyi Zaman'a değerlendirdi: "Karikatürler konusunda benim görüşüm net, hiç değişmedi. Akılsızca yapılan bir işti. Şimdi aynı yanlış tekrar ediliyor."<br />
<br />
Özgür Basın Birliği'nin yayınlayacağı kitapta Fidel Castro ve Hitler'le ilgili karikatürler de bulunuyor. Kurt Westergaard, kitapta 'diyalog'u çizdiği karikatüründe sakallı bir Müslüman ile Batılı birini karşılıklı konuştururken diyalog kelimesindeki 'o' harfini bomba şeklinde tasvir edip içine 'Muhammed ve Kur'an' kelimelerini Arapça yazmış. Yine masanın üstünde bulunan Kur'an'a bakan bir kişinin kafasını saatli bomba şeklinde tasvir ederek, Jyllands Posten gazetesindeki provokasyonlara devam etmiş. Kitapta cennet ve şehitlikle ilgili hakaret içeren çizimler de var. Westergaard, karikatürleri 'sipariş üzerine' çizdiğini belirtirken, "Kendi özgün düşüncemden ziyade kitapta yazılanlara uygun bir çizim ortaya koydum. Benim fikrimden ziyade Hedegaard'un fikirleri ön planda." diye konuştu. 73 yaşında olduğunu, kimseden korkmadığını ifade eden Westergaard, amacının İslam'a hakaret olmadığını savundu.<br />
<br />
Bazıları ders almamış<br />
<br />
Sorununun, İslam'ı kötüye kullananlarla olduğunu söyleyen Westergaard, "Burası Danimarka. Müslümanlar artık alışsın. Burada politikacılar, Kraliçe, Tanrı herkes eleştirilir." dedi.<br />
<br />
Berlingske Tidende gazetesi, kitabı yayınlayan Hedegaard'un işine son verdi. Hedegaard, köşe yazarlığı yaptığı gazeteden kovulma gerekçesinin 'İslam ve Müslümanları ağır şekilde eleştiren yazıları' olduğunu savundu. Kitabı Zaman'a değerlendiren Kopenhag Üniversitesi'nden Prof. Dr. Jörgen Baek Simonsen şunları söyledi: "Hedegaard'ın fikirleri ve İslam'a bakış açısı Müslümanlar tarafından yakından bilindiği için ciddiye alacaklarını sanmıyorum. Daha fazla dikkat çekmek için Westergaard'a karikatürler çizdirme yolunu tercih etmiş. Konunun tekrar gündeme gelmesi eskiden ders alınmadığını gösterdiği gibi, kasıtlı bir davranışı göz önüne seriyor."<br />
<br />
<br />
Hasan Cücük<br />
<br />
Zaman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[center]<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52518.jpg" border="0" alt="[Resim: 52518.jpg]" />[/center]<br />
<br />
İslam dünyasını ayağa kaldıran Danimarka'daki Jyllands Posten gazetesinin 30 Eylül 2005'te yayınladığı Hz. Muhammed'e (sas) hakaret içeren karikatürler, bu kez 'Groft Sagt' (Kabaca Söyleme) adlı kitap ile piyasaya sürülüyor.<br />
<br />
1 Aralık'ta yayınlanacak kitapta yer alan 26 karikatürün çizeri ise tartışmaların odağındaki Kurt Westergaard. Kitabın yazarı Lars Hedegaard, amaçlarının Hz. Muhammed'i çizmek olmadığını söylemesine karşılık, karikatürler söz konusu gazetede yer alanlara tıpatıp benziyor. Kitapta, hakaret karikatürlerine karşı çıkan eski Dışişleri Bakanı Uffe Ellemann Jensen de eleştiriliyor. Reklam yapmamak için konuşmama kararı aldığını söyleyen Jensen, gelişmeyi Zaman'a değerlendirdi: "Karikatürler konusunda benim görüşüm net, hiç değişmedi. Akılsızca yapılan bir işti. Şimdi aynı yanlış tekrar ediliyor."<br />
<br />
Özgür Basın Birliği'nin yayınlayacağı kitapta Fidel Castro ve Hitler'le ilgili karikatürler de bulunuyor. Kurt Westergaard, kitapta 'diyalog'u çizdiği karikatüründe sakallı bir Müslüman ile Batılı birini karşılıklı konuştururken diyalog kelimesindeki 'o' harfini bomba şeklinde tasvir edip içine 'Muhammed ve Kur'an' kelimelerini Arapça yazmış. Yine masanın üstünde bulunan Kur'an'a bakan bir kişinin kafasını saatli bomba şeklinde tasvir ederek, Jyllands Posten gazetesindeki provokasyonlara devam etmiş. Kitapta cennet ve şehitlikle ilgili hakaret içeren çizimler de var. Westergaard, karikatürleri 'sipariş üzerine' çizdiğini belirtirken, "Kendi özgün düşüncemden ziyade kitapta yazılanlara uygun bir çizim ortaya koydum. Benim fikrimden ziyade Hedegaard'un fikirleri ön planda." diye konuştu. 73 yaşında olduğunu, kimseden korkmadığını ifade eden Westergaard, amacının İslam'a hakaret olmadığını savundu.<br />
<br />
Bazıları ders almamış<br />
<br />
Sorununun, İslam'ı kötüye kullananlarla olduğunu söyleyen Westergaard, "Burası Danimarka. Müslümanlar artık alışsın. Burada politikacılar, Kraliçe, Tanrı herkes eleştirilir." dedi.<br />
<br />
Berlingske Tidende gazetesi, kitabı yayınlayan Hedegaard'un işine son verdi. Hedegaard, köşe yazarlığı yaptığı gazeteden kovulma gerekçesinin 'İslam ve Müslümanları ağır şekilde eleştiren yazıları' olduğunu savundu. Kitabı Zaman'a değerlendiren Kopenhag Üniversitesi'nden Prof. Dr. Jörgen Baek Simonsen şunları söyledi: "Hedegaard'ın fikirleri ve İslam'a bakış açısı Müslümanlar tarafından yakından bilindiği için ciddiye alacaklarını sanmıyorum. Daha fazla dikkat çekmek için Westergaard'a karikatürler çizdirme yolunu tercih etmiş. Konunun tekrar gündeme gelmesi eskiden ders alınmadığını gösterdiği gibi, kasıtlı bir davranışı göz önüne seriyor."<br />
<br />
<br />
Hasan Cücük<br />
<br />
Zaman]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başörtüsü Avrupa'yı neden körleştiriyor?]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25459</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 08:00:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25459</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/10/bruksel.jpg" border="0" alt="[Resim: bruksel.jpg&#93;" /><br />
<br />
Avrupa, bu yıl da başörtüsü meselesini "insan hakları ihlali" görmeme konusundaki istikrarını sürdürdü hem de Kürt meselesi, Alevi sorunu, dinî azınlıklar gibi birçok konuda kaynak kabul ettiği muteber insan hakları kurumlarının ısrarla "yasak bir insan hakları ihlalidir" demelerine rağmen.<br />
<br />
Türkiye'deki en ufak sorunların tespitinde elinde büyüteç dedektiflik yapan Brüksel, başörtüsünde körlüğünü derinleştirmeyi tercih ediyor.<br />
<br />
Başörtüsü yasağını görmezden gelen bu tavır Brüksel için hem utandırıcı olmaya başlamış ve hem de Türk kamuoyu açısından kendi itibarını hızla yıpratan bir sürece dönüşmüştür. Bu tavır hem ayıptır hem de çelişkilidir.<br />
<br />
Ayıptır ve çelişkilidir; çünkü bu yılki raporda Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Ortodoks Hıristiyanlar, Yahudiler, Yahova Şahitleri, eşcinseller, transseksüeller, lezbiyenler, biseksüeller ve travestilerin karşılaştıkları sorunlar tek tek ele alınırken ve maruz kaldıkları ayrımcılık ayrıntılandırılırken (kimsenin hakkında gözümüz yok, yanlış anlaşılmasın) çoğunluğun sorunlarına sırt çevirmek bütün dünyaya standartlar üretme iddiasındaki Avrupa'ya yakışan "medenî" bir yaklaşımdır mıdır?<br />
<br />
Bu itirazlara Avrupa iki temel cevap veriyor.<br />
<br />
Birincisi, Avrupa'da başörtüsüne ilişkin ortak bir yaklaşım olmadığı iddiası. Bu tamamıyla yanlış. Çünkü AB'nin bu konuda ortak bir yaklaşımı var, o da 27 ülkenin hiçbirinin üniversitelerinde başörtüsü yasağı yok, Fransa'da bile. Kaldı ki AB'nin azınlıklar konusunda ortak bir tavrı mı var da Kürt meselesine dibine kadar angaje oluyor? Fransa'nın ya da Yunanistan'ın azınlıklar siyaseti ile İsveç ve Finlandiya'nınki ne kadar birbirine benziyor? Kürt meselesinde siyaset üretmek için "ortak bir Avrupa tutumu" ihtiyacı duymayan AB'nin başörtüsü meselesinde "ortak tutuma" sığınması, AK Parti'nin -bir zamanlar yaptığı gibi- 301. konusunda sivil toplum kuruluşlarına yaslanması kadar tutarsız ve komik.<br />
<br />
İkincisi ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Leyla Şahin davası. "Şahin Davası'na Giriş" diye bir ders okutmak artık elzem oldu hem Avrupalılar hem de Türkiye'dekiler için. Şahin davasında Mahkeme, Türkiye'ye "ne iyi ettin de başörtüsünü yasak ettin" demedi. Dediği şu: Bu meseleyi sen çözeceksin, ben değil.<br />
<br />
Azınlıklar konusunda AB'nin tutarlı gibi görünen bir mülahazası var. Diyorlar ki ideal demokratik bir sistem azınlıkların haklarının kuvvetlice korunduğu ve teminat altına alındığı bir düzeni öngörür. Elhak doğru. Türkiye'de Sünniler çoğunlukta olduğu için o kadar ilgili değil Avrupa Birliği demek ki. Peki Avrupa'da azınlık olan Müslümanlara yönelik yaygınlaşan ayrımcılığa neden aynı sertlik ve kuvvetle itiraz edilmiyor? Ya Müslümanlar azınlık sayılmıyor ya da sadece bazıları hakiki azınlık olabiliyor Avrupalı gözünde.<br />
<br />
Başörtüsü sorununu görmemekte ısrar eden AB'nin önünde iki mühim tehlike var. Bunlardan bir tanesi geniş muhafazakâr kitlelerin desteğini kaybetmek. İkincisi de dindarıyla, dinsiziyle, Kemalisti'yle, liberaliyle toplumun çok geniş bir kesiminde "Osmanlı'nın yıkılma sendromunu" tetikleme potansiyeli. Akademik olarak ayrıntıları tartışılabilir ama geniş halk yığınları Osmanlı'nın yıkılışının Batı'nın tahrik ettiği azınlıkların eliyle olduğuna inanıyor. Şimdiye kadar ulusalcı çevrelerin seslendirdiği "Brüksel sadece azınlıklara odaklanıyor" algılamasının yaygınlaşma tehlikesi çok ihtiyaç duyulan AB sürecine büyük darbe vurabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla, Brüksel'in hızlıca başörtüsünün sadece başörtüsü olmadığını, sembol aleminin çok yüklü olduğunun şuuruna varma vakti gelmiştir. AB Komisyonu, bir sonraki raporunda Avrupa Parlamentosu'nun yaptığını hatırlamalı ve en azından soruna işaret etmelidir.<br />
<br />
<br />
SELÇUK GÜLTAŞLI<br />
<br />
Zaman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/10/bruksel.jpg" border="0" alt="[Resim: bruksel.jpg]" /><br />
<br />
Avrupa, bu yıl da başörtüsü meselesini "insan hakları ihlali" görmeme konusundaki istikrarını sürdürdü hem de Kürt meselesi, Alevi sorunu, dinî azınlıklar gibi birçok konuda kaynak kabul ettiği muteber insan hakları kurumlarının ısrarla "yasak bir insan hakları ihlalidir" demelerine rağmen.<br />
<br />
Türkiye'deki en ufak sorunların tespitinde elinde büyüteç dedektiflik yapan Brüksel, başörtüsünde körlüğünü derinleştirmeyi tercih ediyor.<br />
<br />
Başörtüsü yasağını görmezden gelen bu tavır Brüksel için hem utandırıcı olmaya başlamış ve hem de Türk kamuoyu açısından kendi itibarını hızla yıpratan bir sürece dönüşmüştür. Bu tavır hem ayıptır hem de çelişkilidir.<br />
<br />
Ayıptır ve çelişkilidir; çünkü bu yılki raporda Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Ortodoks Hıristiyanlar, Yahudiler, Yahova Şahitleri, eşcinseller, transseksüeller, lezbiyenler, biseksüeller ve travestilerin karşılaştıkları sorunlar tek tek ele alınırken ve maruz kaldıkları ayrımcılık ayrıntılandırılırken (kimsenin hakkında gözümüz yok, yanlış anlaşılmasın) çoğunluğun sorunlarına sırt çevirmek bütün dünyaya standartlar üretme iddiasındaki Avrupa'ya yakışan "medenî" bir yaklaşımdır mıdır?<br />
<br />
Bu itirazlara Avrupa iki temel cevap veriyor.<br />
<br />
Birincisi, Avrupa'da başörtüsüne ilişkin ortak bir yaklaşım olmadığı iddiası. Bu tamamıyla yanlış. Çünkü AB'nin bu konuda ortak bir yaklaşımı var, o da 27 ülkenin hiçbirinin üniversitelerinde başörtüsü yasağı yok, Fransa'da bile. Kaldı ki AB'nin azınlıklar konusunda ortak bir tavrı mı var da Kürt meselesine dibine kadar angaje oluyor? Fransa'nın ya da Yunanistan'ın azınlıklar siyaseti ile İsveç ve Finlandiya'nınki ne kadar birbirine benziyor? Kürt meselesinde siyaset üretmek için "ortak bir Avrupa tutumu" ihtiyacı duymayan AB'nin başörtüsü meselesinde "ortak tutuma" sığınması, AK Parti'nin -bir zamanlar yaptığı gibi- 301. konusunda sivil toplum kuruluşlarına yaslanması kadar tutarsız ve komik.<br />
<br />
İkincisi ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Leyla Şahin davası. "Şahin Davası'na Giriş" diye bir ders okutmak artık elzem oldu hem Avrupalılar hem de Türkiye'dekiler için. Şahin davasında Mahkeme, Türkiye'ye "ne iyi ettin de başörtüsünü yasak ettin" demedi. Dediği şu: Bu meseleyi sen çözeceksin, ben değil.<br />
<br />
Azınlıklar konusunda AB'nin tutarlı gibi görünen bir mülahazası var. Diyorlar ki ideal demokratik bir sistem azınlıkların haklarının kuvvetlice korunduğu ve teminat altına alındığı bir düzeni öngörür. Elhak doğru. Türkiye'de Sünniler çoğunlukta olduğu için o kadar ilgili değil Avrupa Birliği demek ki. Peki Avrupa'da azınlık olan Müslümanlara yönelik yaygınlaşan ayrımcılığa neden aynı sertlik ve kuvvetle itiraz edilmiyor? Ya Müslümanlar azınlık sayılmıyor ya da sadece bazıları hakiki azınlık olabiliyor Avrupalı gözünde.<br />
<br />
Başörtüsü sorununu görmemekte ısrar eden AB'nin önünde iki mühim tehlike var. Bunlardan bir tanesi geniş muhafazakâr kitlelerin desteğini kaybetmek. İkincisi de dindarıyla, dinsiziyle, Kemalisti'yle, liberaliyle toplumun çok geniş bir kesiminde "Osmanlı'nın yıkılma sendromunu" tetikleme potansiyeli. Akademik olarak ayrıntıları tartışılabilir ama geniş halk yığınları Osmanlı'nın yıkılışının Batı'nın tahrik ettiği azınlıkların eliyle olduğuna inanıyor. Şimdiye kadar ulusalcı çevrelerin seslendirdiği "Brüksel sadece azınlıklara odaklanıyor" algılamasının yaygınlaşma tehlikesi çok ihtiyaç duyulan AB sürecine büyük darbe vurabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla, Brüksel'in hızlıca başörtüsünün sadece başörtüsü olmadığını, sembol aleminin çok yüklü olduğunun şuuruna varma vakti gelmiştir. AB Komisyonu, bir sonraki raporunda Avrupa Parlamentosu'nun yaptığını hatırlamalı ve en azından soruna işaret etmelidir.<br />
<br />
<br />
SELÇUK GÜLTAŞLI<br />
<br />
Zaman]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABD, İslam ülkelerine 12 kez gizlice saldırdı]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25458</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 07:52:55 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25458</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/41454.jpg" border="0" alt="[Resim: 41454.jpg&#93;" /><br />
<br />
ABD'nin El Kaide bahanesiyle şu ana kadar yaklaşık 12 kez İslam ülkelerinin topraklarında saldırılar düzenledi.<br />
<br />
ABD'nin görevi sona ermek üzere olan Başkanı Bush'un İslam ülkeleri üzerindeki eylemleri yeni yeni ortaya çıkıyor. ABD'nin büyük gazetelerinden birinin ortaya çıkardığı yeni bilgilere göre, Amerikan güçleri El Kaide bahanesiyle İslam ülkelerine gizli saldırılar düzenledi.<br />
<br />
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un, 2004 yılından bu yana El Kaide örgütünün Suriye, Pakistan ve diğer ülkelerdeki üyelerine karşı 12 kadar gizli saldırı düzenlediği öne sürüldü.<br />
<br />
New York Times gazetesinin, adları açıklanmayan 6'dan fazla askeri ve istihbarat yetkilileriyle ABD yönetiminin üst düzey politika belirleyicilerine dayanarak verdiği haberde, sözkonusu askeri operasyonlara ilişkin yetki emrini eski savunma bakanı Donanld Rumsfeld'in, ABD Başkanı George W. Bush'un onayıyla gizli olarak imzaladığını duyurdu.<br />
<br />
Gazete, sözkonusu gizli emirle, ABD ordusunun El Kaide örgütünün uzantılarını dünyanın neresinde olursa olsun vurma yetkisi kazandığını yazdı.<br />
<br />
New York Times emrin, aralarında Suriye, Pakistan, Yemen, Suudi Arabistan ve diğer Basra Körfezi ülkelerinin de bulunduğu 15-20 ülkeyi El Kaide militanlarının faaliyet gösterdiklerine veya sığınak bulduklarına inanılan ülkeler olarak belirlediğini yazdı.<br />
<br />
Operasyonlardan birinin Pakistan'ın Bajuar bölgesinde militanlara ait olduğundan şüphelenilen bir binaya yapıldığını belirten gazete, Üst düzey bir CIA yetkilisinin saldırıların Suriye, Pakistan ve diğer ülkelerde düzenlendiğini söylemekle yetindiklerini kaydetti.<br />
<br />
Yetkililerin sözkonusu emre dayanarak İran'a yönelik hiçbir saldırı düzenlenmediğini ifade ettiklerini yazan gazete, Amerikan güçlerinin bunun yerine İran içinde diğer gizli direktifler uyarınca keşif görevi yaptıklarını belirtti.<br />
<br />
Gazete, bir düzine kadar saldırının ise çok tehlikeli, diplomatik olarak sorunlu veya yetersiz delile dayalı olduğu gerekçesiye iptal edildiğini de kaydetti. <br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni / Haber Merkezi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/41454.jpg" border="0" alt="[Resim: 41454.jpg]" /><br />
<br />
ABD'nin El Kaide bahanesiyle şu ana kadar yaklaşık 12 kez İslam ülkelerinin topraklarında saldırılar düzenledi.<br />
<br />
ABD'nin görevi sona ermek üzere olan Başkanı Bush'un İslam ülkeleri üzerindeki eylemleri yeni yeni ortaya çıkıyor. ABD'nin büyük gazetelerinden birinin ortaya çıkardığı yeni bilgilere göre, Amerikan güçleri El Kaide bahanesiyle İslam ülkelerine gizli saldırılar düzenledi.<br />
<br />
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un, 2004 yılından bu yana El Kaide örgütünün Suriye, Pakistan ve diğer ülkelerdeki üyelerine karşı 12 kadar gizli saldırı düzenlediği öne sürüldü.<br />
<br />
New York Times gazetesinin, adları açıklanmayan 6'dan fazla askeri ve istihbarat yetkilileriyle ABD yönetiminin üst düzey politika belirleyicilerine dayanarak verdiği haberde, sözkonusu askeri operasyonlara ilişkin yetki emrini eski savunma bakanı Donanld Rumsfeld'in, ABD Başkanı George W. Bush'un onayıyla gizli olarak imzaladığını duyurdu.<br />
<br />
Gazete, sözkonusu gizli emirle, ABD ordusunun El Kaide örgütünün uzantılarını dünyanın neresinde olursa olsun vurma yetkisi kazandığını yazdı.<br />
<br />
New York Times emrin, aralarında Suriye, Pakistan, Yemen, Suudi Arabistan ve diğer Basra Körfezi ülkelerinin de bulunduğu 15-20 ülkeyi El Kaide militanlarının faaliyet gösterdiklerine veya sığınak bulduklarına inanılan ülkeler olarak belirlediğini yazdı.<br />
<br />
Operasyonlardan birinin Pakistan'ın Bajuar bölgesinde militanlara ait olduğundan şüphelenilen bir binaya yapıldığını belirten gazete, Üst düzey bir CIA yetkilisinin saldırıların Suriye, Pakistan ve diğer ülkelerde düzenlendiğini söylemekle yetindiklerini kaydetti.<br />
<br />
Yetkililerin sözkonusu emre dayanarak İran'a yönelik hiçbir saldırı düzenlenmediğini ifade ettiklerini yazan gazete, Amerikan güçlerinin bunun yerine İran içinde diğer gizli direktifler uyarınca keşif görevi yaptıklarını belirtti.<br />
<br />
Gazete, bir düzine kadar saldırının ise çok tehlikeli, diplomatik olarak sorunlu veya yetersiz delile dayalı olduğu gerekçesiye iptal edildiğini de kaydetti. <br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni / Haber Merkezi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Muxlim.com, Müslümanlar için sanal dünya kuruyor]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25457</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 07:37:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25457</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52384.jpg" border="0" alt="[Resim: 52384.jpg&#93;" /><br />
<br />
Merkezi Finlandiya'da bulunan Muxlim.com, dünyadaki Müslümanların birbirleri ile tanışacağı ve interaktif görüşeceği bir sanal dünya kuruyor.<br />
<br />
Merkezi Finlandiya'da bulunan dünyanın en büyük Müslüman online sitesi, bir kaç hafta içinde Müslümanlara uygun sanal dünya uygulamasını başlatıyor.<br />
<br />
Muxlim.com Başkanı Muhammed El Fatatry, yaptığı açıklamada, Muxlim Pal'ın deneme sürümü bir kaç hafta içinde uygulamaya konulacak. İsteyen herkes siteye girebilecek, test edecek ve bize görüşlerini bildirecekler." dedi.<br />
<br />
Müslüman arkadaşlık sitesi olan Muxlim Pal'de kullanıcılar kendi alanlarını oluşturabilecekler ve arkadaşları ile interaktif görüşebilecekler.<br />
<br />
Muxlim Pal'ın amacı, dünyadaki Müslüman toplumları bir araya getirmek. Sanal dünyada sosyalleşmek isteyenler dinle ilgili her hangi bir saldırıya maruz kalma endişesi taşımadan siteden istifade edebilecekler.<br />
<br />
Muhammed Fatatry, "Bazı Müslüman ülkeler bilinen sanal dünyalara girişi engelliyorlar, çünkü bu siteler Müslümanlara ve aileye uygun değil." şeklinde konuştu.<br />
<br />
Sınır Tanımayan Gazeteciler'e göre, Tahran, YouTube'de İran'ın girişini engelliyor, Suudi Arabistan ise İnternet'in süzgeçten geçirilmesi için bir komisyon kurdu.<br />
<br />
Muxlim.com web sitesi Aralık 2006'da Muhammed Fatatry ve Pietari Paeivaenen tarafından başlatıldı. Her ay siteyi 190 değişik ülkeden 1.5 milyondan fazla kişi ziyaret ediyor.<br />
<br />
Muxlim.com'da tartışmalar yapılabiliyor, resimler paylaşılabiliyor ve aynı zamanda Kur'an-ı Kerim dinlenebiliyor.<br />
<br />
Kaynak: Ajanslar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52384.jpg" border="0" alt="[Resim: 52384.jpg]" /><br />
<br />
Merkezi Finlandiya'da bulunan Muxlim.com, dünyadaki Müslümanların birbirleri ile tanışacağı ve interaktif görüşeceği bir sanal dünya kuruyor.<br />
<br />
Merkezi Finlandiya'da bulunan dünyanın en büyük Müslüman online sitesi, bir kaç hafta içinde Müslümanlara uygun sanal dünya uygulamasını başlatıyor.<br />
<br />
Muxlim.com Başkanı Muhammed El Fatatry, yaptığı açıklamada, Muxlim Pal'ın deneme sürümü bir kaç hafta içinde uygulamaya konulacak. İsteyen herkes siteye girebilecek, test edecek ve bize görüşlerini bildirecekler." dedi.<br />
<br />
Müslüman arkadaşlık sitesi olan Muxlim Pal'de kullanıcılar kendi alanlarını oluşturabilecekler ve arkadaşları ile interaktif görüşebilecekler.<br />
<br />
Muxlim Pal'ın amacı, dünyadaki Müslüman toplumları bir araya getirmek. Sanal dünyada sosyalleşmek isteyenler dinle ilgili her hangi bir saldırıya maruz kalma endişesi taşımadan siteden istifade edebilecekler.<br />
<br />
Muhammed Fatatry, "Bazı Müslüman ülkeler bilinen sanal dünyalara girişi engelliyorlar, çünkü bu siteler Müslümanlara ve aileye uygun değil." şeklinde konuştu.<br />
<br />
Sınır Tanımayan Gazeteciler'e göre, Tahran, YouTube'de İran'ın girişini engelliyor, Suudi Arabistan ise İnternet'in süzgeçten geçirilmesi için bir komisyon kurdu.<br />
<br />
Muxlim.com web sitesi Aralık 2006'da Muhammed Fatatry ve Pietari Paeivaenen tarafından başlatıldı. Her ay siteyi 190 değişik ülkeden 1.5 milyondan fazla kişi ziyaret ediyor.<br />
<br />
Muxlim.com'da tartışmalar yapılabiliyor, resimler paylaşılabiliyor ve aynı zamanda Kur'an-ı Kerim dinlenebiliyor.<br />
<br />
Kaynak: Ajanslar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dinlerarası diyalog, İsrail'i kabul ettirme çabası]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25456</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 07:23:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25456</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/38087.jpg" border="0" alt="[Resim: 38087.jpg&#93;" /><br />
<br />
Dinlerarası diyalog toplantıları İsrail'in meşruluğunu kabul ettirmek için bir tuzak mı?<br />
<br />
Lübnan'daki Hizbullah teşkilatının uluslararası ilişkiler sorumlusu BM ve Arap ülkeleri aracılığıyla yapılan dinlerarası diyalog toplantılarının İsrail'in meşruluğunu kabul ettirmek için bir tuzak olduğunu söyledi.<br />
<br />
Hizbullah'ın uluslararası ilişkiler sorumlusu Nevaf el-Musevi Lübnan'da bir toplantıda yaptığı konuşmada önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler ile Suudi Arabistan'ın başını çektiği Arap ülkeleri aracılığıyla yapılacak Dinlerarası Diyalog toplantısının iyi niyetli bir girişim olmadığını söyledi.<br />
<br />
El-Musevi, yapılacak Dinlerarası Diyalog toplantısına Yahudileri temsilen Şimon Perez'in davet edildiğini, Şimon Perez'in İsrail'i temsil edebileceğini ancak ne Yahudileri temsil etmesinin ne de Yahudilerin Müslümanlarla diyalog kurmasının bu isimle mümkün olamayacağını söyledi.<br />
<br />
Musevi şunları söyledi: Şimon Perez gibi isimler yapılacak toplantının amacı, dinlerarası diyalogu değil İsrail'le gizli ve meşru bir iletişim kurmayı amaçlamaktadır." <br />
 <br />
<br />
Dünya Bülteni / Haber Merkezi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/38087.jpg" border="0" alt="[Resim: 38087.jpg]" /><br />
<br />
Dinlerarası diyalog toplantıları İsrail'in meşruluğunu kabul ettirmek için bir tuzak mı?<br />
<br />
Lübnan'daki Hizbullah teşkilatının uluslararası ilişkiler sorumlusu BM ve Arap ülkeleri aracılığıyla yapılan dinlerarası diyalog toplantılarının İsrail'in meşruluğunu kabul ettirmek için bir tuzak olduğunu söyledi.<br />
<br />
Hizbullah'ın uluslararası ilişkiler sorumlusu Nevaf el-Musevi Lübnan'da bir toplantıda yaptığı konuşmada önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler ile Suudi Arabistan'ın başını çektiği Arap ülkeleri aracılığıyla yapılacak Dinlerarası Diyalog toplantısının iyi niyetli bir girişim olmadığını söyledi.<br />
<br />
El-Musevi, yapılacak Dinlerarası Diyalog toplantısına Yahudileri temsilen Şimon Perez'in davet edildiğini, Şimon Perez'in İsrail'i temsil edebileceğini ancak ne Yahudileri temsil etmesinin ne de Yahudilerin Müslümanlarla diyalog kurmasının bu isimle mümkün olamayacağını söyledi.<br />
<br />
Musevi şunları söyledi: Şimon Perez gibi isimler yapılacak toplantının amacı, dinlerarası diyalogu değil İsrail'le gizli ve meşru bir iletişim kurmayı amaçlamaktadır." <br />
 <br />
<br />
Dünya Bülteni / Haber Merkezi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İngiltere Ankara'da Mescid açıyor]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25455</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 07:12:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25455</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52306.jpg" border="0" alt="[Resim: 52306.jpg&#93;" /><br />
<br />
İngiltere, Ankara'da bulunan büyükelçiliğine Müslümanlar için mescit açıyor.<br />
<br />
İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği kurumda çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmesi için elçilik binası içinde mescit açıyor.<br />
<br />
Elçilik bünyesindeki küçük ibadethane, İngiltere'den gelen Müslüman heyetinin katılımıyla yarın (salı) günü hizmete girecek. Sade bir odadan oluşan mescitte Müslümanlar ibadetlerini gerçekleştirebilecek.<br />
<br />
İngiliz hükümeti özellikle 7 Temmuz saldırısının ardından ülkede İslam'a karşı oluşan önyargılara karşı "kamuoyu diplomasisi"ne hız verdi. Tanınmış İngiltere Müslümanlarından oluşan bir heyet 10-14 Kasım tarihleri arasında Türkiye'yi ziyaret edecek. Ziyaretin en çok dikkat çeken bölümü ise Ankara'daki büyükelçilik binası içinde bir mescidin açılması olacak. Yetkililer elçilikte çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmeleri için böyle bir girişimde bulunduklarını bildirdi. Büyükelçiliğe ziyarette bulunan konukların da mescidi kullanabilmeleri planlanıyor. Elçilik binasındaki toplantılar esnasında namaz kılmak isteyen misafirler de buradan yararlanabilecek. Küçük ibadethanenin hizmete girmesiyle İngiliz hükümetinin Müslümanlara karşı hoşgörülü olduğu mesajı verilmiş olacak. Elçilik kompleksi içinde küçük bir kilise de bulunuyor. 7 Temmuz 2005'te başkent Londra'da meydana gelen bombalı saldırıların ardından kamuoyunda Müslümanlara karşı önyargılar artmıştı. Başbakan Gordon Brown geçtiğimiz sene Müslüman vekil Şahid Malik'i uluslararası kalkınma bakanı olarak atadı. Malik, İngiltere'nin ilk Müslüman bakanı oldu.<br />
<br />
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nca finanse edilen bir program çerçevesinde ülkenin önde gelen Müslüman dernekleri bugünden başlayarak dört gün boyunca Türkiye'de temaslarda bulunacak. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında ziyaretin amacı, "Avrupa'daki modern İslam'a ilişkin olumlu mesajlara vurgu yapan ortaklıklar oluşturmak ve aşırı söylemlere meydan okumak." olarak ifade edildi. Heyette İngiltere İslam Toplumu (ISB) Başkanı Dr. Zahoor Qureshi, İngiltere Müslüman Kadınları Ağı Direktörü Shaista Gohir, ülkenin tanınmış akademisyenlerinden Aftab Malik ile Dr. Anas Al-Shaikh-Ali, gazeteci Navid Akhtar ve hukukçu Fatim Kurji yer alıyor. Heyet üyeleri ziyaret öncesi temaslarının amacını şöyle açıkladı: "Diyalog ve müşterek ilgi alanı olan konularda görüşmek, özellikle Türkiye'nin AB üyeliğine desteğimizi ve Türkiye'nin bölgede oynadığı kilit stratejik rolüne onayımızı ifade etmek üzere gidiyoruz. Aynı zamanda toplumlarımızın iki ülkeyi tehdit eden aşırı unsurlara ilişkin olarak nasıl hareket edebileceği konusunu da ele alacağız."<br />
<br />
Londra, imaj için Türkiye'ye Müslüman heyet gönderdi<br />
<br />
İngiltere'deki İslamiyet'in Tanıtılması başlıklı projeyle Londra hükümeti, ülkede yaşayan Müslümanların yaşamlarının gerçeklerine yönelik denizaşırı ülkelerdeki yanlış yorumları düzeltmeyi amaçlıyor. Ziyaretlerle Birleşik Krallık ya da Batı dünyasının İslam'a "savaş açtığı" şeklindeki iddiaların çürütülmesi hedefleniyor. İngiliz hükümeti, "nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan, laik bir demokrasi, AB yolunda bir NATO üyesi, Medeniyetler İttifakı girişiminin sponsoru ve BM Güvenlik Konseyi'nin bir üyesi olarak Türkiye'de" bu tür söylemlerin yersiz olduğunun gösterilmesine büyük önem veriyor. İngiltere Müslümanları ile Türk kuruluşları arasında ortaklıklar geliştirilmesi de ziyaretin amaçları arasında yer alıyor. Londra, 2005'ten beri 25'ten fazla benzer heyete destek verdi. Bu yıl Afganistan, Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Libya ve Mısır'a heyet gitti.<br />
<br />
Kaynak: Zaman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52306.jpg" border="0" alt="[Resim: 52306.jpg]" /><br />
<br />
İngiltere, Ankara'da bulunan büyükelçiliğine Müslümanlar için mescit açıyor.<br />
<br />
İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği kurumda çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmesi için elçilik binası içinde mescit açıyor.<br />
<br />
Elçilik bünyesindeki küçük ibadethane, İngiltere'den gelen Müslüman heyetinin katılımıyla yarın (salı) günü hizmete girecek. Sade bir odadan oluşan mescitte Müslümanlar ibadetlerini gerçekleştirebilecek.<br />
<br />
İngiliz hükümeti özellikle 7 Temmuz saldırısının ardından ülkede İslam'a karşı oluşan önyargılara karşı "kamuoyu diplomasisi"ne hız verdi. Tanınmış İngiltere Müslümanlarından oluşan bir heyet 10-14 Kasım tarihleri arasında Türkiye'yi ziyaret edecek. Ziyaretin en çok dikkat çeken bölümü ise Ankara'daki büyükelçilik binası içinde bir mescidin açılması olacak. Yetkililer elçilikte çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmeleri için böyle bir girişimde bulunduklarını bildirdi. Büyükelçiliğe ziyarette bulunan konukların da mescidi kullanabilmeleri planlanıyor. Elçilik binasındaki toplantılar esnasında namaz kılmak isteyen misafirler de buradan yararlanabilecek. Küçük ibadethanenin hizmete girmesiyle İngiliz hükümetinin Müslümanlara karşı hoşgörülü olduğu mesajı verilmiş olacak. Elçilik kompleksi içinde küçük bir kilise de bulunuyor. 7 Temmuz 2005'te başkent Londra'da meydana gelen bombalı saldırıların ardından kamuoyunda Müslümanlara karşı önyargılar artmıştı. Başbakan Gordon Brown geçtiğimiz sene Müslüman vekil Şahid Malik'i uluslararası kalkınma bakanı olarak atadı. Malik, İngiltere'nin ilk Müslüman bakanı oldu.<br />
<br />
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nca finanse edilen bir program çerçevesinde ülkenin önde gelen Müslüman dernekleri bugünden başlayarak dört gün boyunca Türkiye'de temaslarda bulunacak. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında ziyaretin amacı, "Avrupa'daki modern İslam'a ilişkin olumlu mesajlara vurgu yapan ortaklıklar oluşturmak ve aşırı söylemlere meydan okumak." olarak ifade edildi. Heyette İngiltere İslam Toplumu (ISB) Başkanı Dr. Zahoor Qureshi, İngiltere Müslüman Kadınları Ağı Direktörü Shaista Gohir, ülkenin tanınmış akademisyenlerinden Aftab Malik ile Dr. Anas Al-Shaikh-Ali, gazeteci Navid Akhtar ve hukukçu Fatim Kurji yer alıyor. Heyet üyeleri ziyaret öncesi temaslarının amacını şöyle açıkladı: "Diyalog ve müşterek ilgi alanı olan konularda görüşmek, özellikle Türkiye'nin AB üyeliğine desteğimizi ve Türkiye'nin bölgede oynadığı kilit stratejik rolüne onayımızı ifade etmek üzere gidiyoruz. Aynı zamanda toplumlarımızın iki ülkeyi tehdit eden aşırı unsurlara ilişkin olarak nasıl hareket edebileceği konusunu da ele alacağız."<br />
<br />
Londra, imaj için Türkiye'ye Müslüman heyet gönderdi<br />
<br />
İngiltere'deki İslamiyet'in Tanıtılması başlıklı projeyle Londra hükümeti, ülkede yaşayan Müslümanların yaşamlarının gerçeklerine yönelik denizaşırı ülkelerdeki yanlış yorumları düzeltmeyi amaçlıyor. Ziyaretlerle Birleşik Krallık ya da Batı dünyasının İslam'a "savaş açtığı" şeklindeki iddiaların çürütülmesi hedefleniyor. İngiliz hükümeti, "nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan, laik bir demokrasi, AB yolunda bir NATO üyesi, Medeniyetler İttifakı girişiminin sponsoru ve BM Güvenlik Konseyi'nin bir üyesi olarak Türkiye'de" bu tür söylemlerin yersiz olduğunun gösterilmesine büyük önem veriyor. İngiltere Müslümanları ile Türk kuruluşları arasında ortaklıklar geliştirilmesi de ziyaretin amaçları arasında yer alıyor. Londra, 2005'ten beri 25'ten fazla benzer heyete destek verdi. Bu yıl Afganistan, Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Libya ve Mısır'a heyet gitti.<br />
<br />
Kaynak: Zaman]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diyanet 200 sözleşmeli kadın vaiz alacak]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25454</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 07:02:58 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25454</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/24347.jpg" border="0" alt="[Resim: 24347.jpg&#93;" /><br />
<br />
Diyanet, taşra teşkilatını 200 sözleşmeli kadın vaizle güçlendirecek<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı, taşra teşkilatında açık bulunan vaiz kadrolarına 200 sözleşmeli kadın vaiz alacak. Kadın vaiz adaylarının, İlahiyat Fakültesi mezunu ve Vaizlik Yeterlik Belgesine sahip olmaları gerekiyor.<br />
<br />
Bu yıl yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) B grubu sınavından en az 60 puan almış olmaları gereken adayların, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumlarının herhangi birinden emekli aylığı almıyor olmaları şartı aranıyor. Adaylar, en fazla 5 il tercihinde bulunabilecekler.<br />
<br />
Kayıt işlemlerini 30 Kasıma kadar <a href="http://www.diyanet.gov.tr" target="_blank">http://www.diyanet.gov.tr</a> adresinden "Personel Hizmetleri" bölümündeki Sözleşmeli Personel E-Başvuru'yla yapabilecek adaylar, başvuru için gerekli evraklarla birlikte il müftülüklerine müracaat edecek.<br />
<br />
Yerleştirme işlemi, Diyanet İşleri Başkanlığınca bilgisayar ortamında KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle yapılacak. <br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/24347.jpg" border="0" alt="[Resim: 24347.jpg]" /><br />
<br />
Diyanet, taşra teşkilatını 200 sözleşmeli kadın vaizle güçlendirecek<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı, taşra teşkilatında açık bulunan vaiz kadrolarına 200 sözleşmeli kadın vaiz alacak. Kadın vaiz adaylarının, İlahiyat Fakültesi mezunu ve Vaizlik Yeterlik Belgesine sahip olmaları gerekiyor.<br />
<br />
Bu yıl yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) B grubu sınavından en az 60 puan almış olmaları gereken adayların, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumlarının herhangi birinden emekli aylığı almıyor olmaları şartı aranıyor. Adaylar, en fazla 5 il tercihinde bulunabilecekler.<br />
<br />
Kayıt işlemlerini 30 Kasıma kadar <a href="http://www.diyanet.gov.tr" target="_blank">http://www.diyanet.gov.tr</a> adresinden "Personel Hizmetleri" bölümündeki Sözleşmeli Personel E-Başvuru'yla yapabilecek adaylar, başvuru için gerekli evraklarla birlikte il müftülüklerine müracaat edecek.<br />
<br />
Yerleştirme işlemi, Diyanet İşleri Başkanlığınca bilgisayar ortamında KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle yapılacak. <br />
<br />
<br />
<br />
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ARKAŞLAR YARDIMM!!!!!!!!!Lütfen!!!]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25453</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 18:31:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator>corumlu19</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25453</guid>
			<description><![CDATA[ya arkadaşlar ben kıbrıstan telefon getirdim türkiyeye ama hat çalışmıyo telefonu telefoncuya götürdüm o açamıyomuş ya bunun bi tür program veya bi şifresi filan yok mu lütfen yardım,cevap yazanlara şimdiden teşekkürler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ya arkadaşlar ben kıbrıstan telefon getirdim türkiyeye ama hat çalışmıyo telefonu telefoncuya götürdüm o açamıyomuş ya bunun bi tür program veya bi şifresi filan yok mu lütfen yardım,cevap yazanlara şimdiden teşekkürler...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['Duanın gücü olmasa hayata dönemezdim']]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25452</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:53:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25452</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/08/mete.jpg" border="0" alt="[Resim: mete.jpg&#93;" /><br />
<br />
Geçirdiği kalp krizi sonucu iki buçuk ay yoğun bakımda kalan yazar Ömer Lütfi Mete, konuşmaya ve yürümeye başladı.<br />
<br />
Kriz yüzünden kalbi dakikalarca duran Mete, "Doktorlar bile yaşadığıma inanamıyor. Dualar olmasa hayata dönemezdim." diye konuşuyor. Kendine gelir gelmez namaz kılmak istediğini söylüyor. Sevenlerinin kendisini yalnız bırakmadığını anlatan Lütfi Mete'yi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ziyareti çok duygulandırmış.<br />
<br />
Uzun süre yoğun bakımda kaldığı için hafızasında boşluklar oluşan ve bazı şeyleri hatırlamakta güçlük çeken Mete'yi eşi Leyla Mete bir an olsun yalnız bırakmıyor. Ömer Lütfi Mete'ye olan ilgiyi şu sözlerle anlatıyor: "Ömer'in sevildiğini biliyordum; ama bu kadar olduğunu tahmin etmiyordum. Başbakan bile sürekli doktorları aradı, eşimin sağlık durumu hakkında bilgi aldı." Dört çocuğu ve eşinin büyük ilgi gösterdiği yazar, "İnsan bu anlarda aile olmanın, iyi evlat ve eşe sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Allah herkese benim gibi bir aile nasip etsin." diye konuşuyor.<br />
<br />
Yıllarca senaristlik yapmasına rağmen en çok kitapları için yazılar kaleme almayı seven Mete, kendini toparlayınca kitaplarına geri dönecek. Bir dönem senaristliğini yaptığı Kurtlar Vadisi dizisini hasta yatağında da izlemeye devam eden Mete, bu şekilde eski günleri yad ediyor. Eşinin yıllardır çok yoğun tempoda çalıştığını anlatan Leyla Mete ise bu yoğunluğun kalp hastalığını tetiklediği düşüncesinde. 3 aydır hastane koridorlarında büyük zorluklar yaşadıklarını ifade eden Leyla Mete, eşinin yoğun bakımdan çıkmasıyla yaşadıklarını unutmuş. Ömer Lütfi Mete'nin, ailesine karşı her zaman çok şefkatli ve duyarlı olduğunu belirten Leyla Mete, "Hastalığı süresince onun hayatımızdan çıkmasının bizim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu düşündüm. Allah dualarımızın karşılığını vererek onu bize bağışladı." diyor. Eşinin uyandıktan sonra gündemdeki konuları yavaş yavaş öğrenmeye çalıştığını anlatan Leyla Mete, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Yoğun bakımda kaldığı süre uzun olduğu için Ömer geçmişe dair bazı şeyleri hatırlamakta güçlük çekiyor. Doktorlar zamanla eski haline dönebileceğini söylüyor. Biz de sabırla kendisine yardımcı olarak tekrar eski haline dönmesi için çaba sarf ediyoruz."<br />
<br />
Bir dönem çok izlenen 'Bizim Ev' ve 'Deli Yürek' gibi dizilerin senaristliğini yapan Ömer Lütfi Mete, son eseri 'Allah'sız Müslümanlık' isimli kitabıyla da çok konuşulmuştu. Allah sevgisini anlattığı kitabında Yaradan'la kul arasındaki bağın önemine değinen Mete, Müslümanlığın "Ürkütücü bir Tanrı'nın koyduğu külfetler bütünü" şeklinde yaşanmaması, kişinin huzur ve mutluluğunu sağlayan bir tercih olarak algılanması gerektiğini vurguluyordu. Mete'nin Mahir Kaynak'la ortak yazdığı 'Erdoğan Operasyonu' isimli kitabı ise Ergenekon'la ilgili satılan kitapların başında geliyor. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde bir karede yer aldıktan sonra satış rakamları artan kitabı Başbakan Tayyip Erdoğan da Eyüp Kitap Fuarı'nda satın almıştı.<br />
<br />
Nergihan Çelen<br />
<br />
Zaman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/08/mete.jpg" border="0" alt="[Resim: mete.jpg]" /><br />
<br />
Geçirdiği kalp krizi sonucu iki buçuk ay yoğun bakımda kalan yazar Ömer Lütfi Mete, konuşmaya ve yürümeye başladı.<br />
<br />
Kriz yüzünden kalbi dakikalarca duran Mete, "Doktorlar bile yaşadığıma inanamıyor. Dualar olmasa hayata dönemezdim." diye konuşuyor. Kendine gelir gelmez namaz kılmak istediğini söylüyor. Sevenlerinin kendisini yalnız bırakmadığını anlatan Lütfi Mete'yi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ziyareti çok duygulandırmış.<br />
<br />
Uzun süre yoğun bakımda kaldığı için hafızasında boşluklar oluşan ve bazı şeyleri hatırlamakta güçlük çeken Mete'yi eşi Leyla Mete bir an olsun yalnız bırakmıyor. Ömer Lütfi Mete'ye olan ilgiyi şu sözlerle anlatıyor: "Ömer'in sevildiğini biliyordum; ama bu kadar olduğunu tahmin etmiyordum. Başbakan bile sürekli doktorları aradı, eşimin sağlık durumu hakkında bilgi aldı." Dört çocuğu ve eşinin büyük ilgi gösterdiği yazar, "İnsan bu anlarda aile olmanın, iyi evlat ve eşe sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Allah herkese benim gibi bir aile nasip etsin." diye konuşuyor.<br />
<br />
Yıllarca senaristlik yapmasına rağmen en çok kitapları için yazılar kaleme almayı seven Mete, kendini toparlayınca kitaplarına geri dönecek. Bir dönem senaristliğini yaptığı Kurtlar Vadisi dizisini hasta yatağında da izlemeye devam eden Mete, bu şekilde eski günleri yad ediyor. Eşinin yıllardır çok yoğun tempoda çalıştığını anlatan Leyla Mete ise bu yoğunluğun kalp hastalığını tetiklediği düşüncesinde. 3 aydır hastane koridorlarında büyük zorluklar yaşadıklarını ifade eden Leyla Mete, eşinin yoğun bakımdan çıkmasıyla yaşadıklarını unutmuş. Ömer Lütfi Mete'nin, ailesine karşı her zaman çok şefkatli ve duyarlı olduğunu belirten Leyla Mete, "Hastalığı süresince onun hayatımızdan çıkmasının bizim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu düşündüm. Allah dualarımızın karşılığını vererek onu bize bağışladı." diyor. Eşinin uyandıktan sonra gündemdeki konuları yavaş yavaş öğrenmeye çalıştığını anlatan Leyla Mete, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Yoğun bakımda kaldığı süre uzun olduğu için Ömer geçmişe dair bazı şeyleri hatırlamakta güçlük çekiyor. Doktorlar zamanla eski haline dönebileceğini söylüyor. Biz de sabırla kendisine yardımcı olarak tekrar eski haline dönmesi için çaba sarf ediyoruz."<br />
<br />
Bir dönem çok izlenen 'Bizim Ev' ve 'Deli Yürek' gibi dizilerin senaristliğini yapan Ömer Lütfi Mete, son eseri 'Allah'sız Müslümanlık' isimli kitabıyla da çok konuşulmuştu. Allah sevgisini anlattığı kitabında Yaradan'la kul arasındaki bağın önemine değinen Mete, Müslümanlığın "Ürkütücü bir Tanrı'nın koyduğu külfetler bütünü" şeklinde yaşanmaması, kişinin huzur ve mutluluğunu sağlayan bir tercih olarak algılanması gerektiğini vurguluyordu. Mete'nin Mahir Kaynak'la ortak yazdığı 'Erdoğan Operasyonu' isimli kitabı ise Ergenekon'la ilgili satılan kitapların başında geliyor. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde bir karede yer aldıktan sonra satış rakamları artan kitabı Başbakan Tayyip Erdoğan da Eyüp Kitap Fuarı'nda satın almıştı.<br />
<br />
Nergihan Çelen<br />
<br />
Zaman]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yahudiydiler Müslüman oldular, kapılar yüzlerine kapandı]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25451</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:45:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25451</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/08/musluman.jpg" border="0" alt="[Resim: musluman.jpg&#93;" /><br />
<br />
Aaron Kohen'in güzel sesiyle okuduğu dualar dinleyenleri büyülerdi, yaptığı albümler Museviler arasında çok popülerdi. Bir gün aynı cemaatten dul bir kadına, Flori Kohen'e aşık oldu.<br />
<br />
Tam anlamıyla hayatı değişti! İşinden ve cemaatten kovuldu. Derken Flori Kohen, geçtiğimiz yıl Müslüman oldu; ondan etkilenen kocası Aaron Kohen de ekim başında İslamiyeti seçti. Ve Yahudi cemaatinde kıyamet koptu!<br />
<br />
Aaron Kohen, Yahudi din adamıydı. Yahudi şeriatına göre, soyadı Kohen olan bir din adamının dul bir kadınla evlenmesi yasak! Neve Şalom Sinagogu'nda hazanlık (müezzin) yapan ve aynı zamanda müzisyen olan Aaron Kohen, bu yasağı çiğneyip dul bir kadınla evlendiği için işinden oldu. Sonra da Fransızca öğretmeni olan eşi Flori, işsiz kaldı. Yahudi cemaatinden dışlandıkları için hiçbir yerde iş bulamadılar. Ev kiralarını ödeyemeyince parkta yattılar. Flori'nin ailesinden rica minnet aldıkları az bir parayla Arnavutköy'de küçük bir eve taşındılar. Haftalar boyunca su ve ekmekle karınlarını doyurdular. Flori, bir buçuk yıl önce, gece gördüğü bir rüyadan çok etkilendi ve sabah Müslüman oldu. Geçtiğimiz ay da Aaron Kohen kızıyla birlikte İslamiyet'i seçti. Evlendikleri için kendilerini dışlayan Yahudi cemaati, Kohen'ler Müslüman olduktan sonra onları aşağılamaya başladı. İşte Kohen'lerin acı, gözyaşları ve açlıklarla dolu; ama inadına tutkuyla çevrili hikâyesi...<br />
<br />
Eşinizle tanışana kadarki süreci anlatır mısınız?<br />
<br />
Aaron Kohen: Çocukluğum sinagoglarda geçti. Oralarda dinsel müzikle tanıştım, çok iyi duahanlar vardı ve İbrani ilahiler Türk musikisiyle okunuyordu. O yaşlarda Tanrı'ya, zengin Türk makamlarıyla yakarmak beni çok cezbetmişti. 1979 yılında Neve Şalom Sinagogu'na duahan (müezzin) olarak atandım. Toplam 36 yıl çok iyi duahanlarla çalıştım.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben iki çocuk annesi bir bayandım ve Fransızca öğretmeniydim. Özel Saint Michel Fransız Lisesi'nde 10 küsur yıl çalıştım. Sonra İTÜ'de konuk öğretim görevlisi olarak davet edildim. Ardından Galatasaray Üniversitesi'nde hocalık yaptım. Özel Saint Benoit Lisesi'ndeyse 3 yıl hocalık yaptım.<br />
<br />
Birbirinizle ne zaman tanıştınız?<br />
<br />
Flori Kohen: O zamanki eşimle bir boşanma sürecine girmiştim. Aaron, üçüncçü çocuğuma hamileyken kutsama için bize gelmişti. Eşimden boşandıktan bir süre sonra Aaron Kohen Bey ile aramızda bir etkilenme oldu. Büyük bir sevgiyle birbirimize bağlanınca evlenmemiz gerektiğine karar verdik. Hahambaşı, Kohen soyadını taşıyan bir din adamının dul bir bayanla evlenemeyeceğini söyledi.<br />
<br />
Ama siz her şeye rağmen evlendiniz!..<br />
<br />
Flori Kohen: Evlenir evlenmez eşimi görevden aldılar. Beş parasız kaldık. Bir maaş ile Aaron Bey ve kızım Çiçek'e bakmak durumunda kaldım. Sonra çalıştığım özel okul, işime son verdi.<br />
<br />
Hepten parasız kaldınız yani!..<br />
<br />
Flori Kohen: Aynen öyle, parasız pulsuz kaldık ortalıkta. Yıl 2005, aylardan Nisan. Çok kötüydü! Kira borcu birikince bütün eşyalarımızı bir günde sattık. Ondan sonra Cihangir'de küçücük bir kapıcı dairesine taşındık. Fakat oranın parasını da ödeyemedik. Yahudi cemaati bizi dışladığı için burada iş bulamadık ve İsrail'e gittik. Orada bizi bir dil okuluna koydular ama Allahlık. Sağmalcılar Cezaevi oradan daha bakımlıdır. Oradan da, buradaki cemaatin baskısı nedeniyle kovulduk ve bir daha da iş vermediler. Baktık ki bize orada da iş vermiyorlar, öleceksek hiç değilse doğduğumuz topraklarda ölelim, dedik. 4 kredi kartım vardı. Eşim ve çocuğum açlıktan ölmesin diye bütün kredimi çektim. Döndüğümüz ilk 5 gün Bebek Parkı bizim mekânımız oldu. Yıl 2006, aylardan Mayıs.<br />
<br />
Parklarda mı yattınız?<br />
<br />
Flori Kohen: Evet. Sonra beni kovan okula, 'insanlık namına bana kapılarınızı açın, beni bu parktan çekip kurtarın' dedim. 'İki ay kalabilirsiniz' diyerek bizi kabul ettiler. 'Öğretmenlere ayrılan lojmanlarda yaşarsınız, size para vermeyiz, yemek de buzdolabında bulursanız yersiniz' dediler.<br />
<br />
Peki bunca olan biten arasında İslamiyet'e geçiş fikri nasıl oluştu?<br />
<br />
Aaron Kohen: Eşim gördüğü bir rüya sonrasında İslamiyet'i seçti. Ben de geçen hafta ikinci albüm bittiğinde; Hz. Muhammed'i gönülden sevdiğim ve zarar gördüğüm o insanlarla bir olmamak için, çok sevdiğim Türkler ve tüm Müslümanlarla beraber toprağın altında Tanrı'ya ulaşmak istediğim için İslamiyet'i seçtim.<br />
<br />
Rüyanızda ne gördünüz?<br />
<br />
Flori Kohen: O zorlu günleri yaşarken, hep bir çare ararken bir gece kendimi bir camide pembe, ipekten kapalı bir kıyafetin içinde namaz kılarken gördüm. Aynı anda yanımda daha önceki dinime ait, yine pembe giyinmiş kızlar dua ediyordu; fakat birbirleriyle gülüşüyordu. Yani benim duamı bölüyorlardı. O an bir ses geldi, 'sen onlara bakma, duana devam et' dedi. Ben baştan sona namazımı ve duamı bitirdim. Ve huzur içinde dışarı çıktım. Sabah rüyamı eşime anlattım. 'Anladığım kadarıyla seni İslamiyet'e çağırıyorlar.' dedi. Zaten o sıralar Hz. Muhammed'in hayatını okumaya başlamıştım. Kur'an-ı Kerim'in de Bakara Sûresi'ndeydim. Muhtarlıktaki formaliteleri halledip Beyoğlu Müftülüğü'ne gittik. Orada çok güzel karşıladılar bizi. Kendi isteğimle ve eşimin de onayıyla Kelime-i Şehadet getirerek ailemizden Müslümanlığa geçen ilk kişi ben oldum. Bir buçuk yıl sonra ikinci albüm ortaya çıkıp tamamlandığında, Ekimin 1'i ya da 2'siydi, tam hatırlamıyorum. Yahudilerin oruç günleri vardır, kutsal af günleri... O gün kocam oruçluydu ve sabahleyin 'kalk' dedi, gidiyoruz. O, hazırlıklarını çoktan yapmış, camiye gittik. Çok, çok, çok duygulandım. O da Kelime-i Şehadet getirdi, kızım da... O zaman tam anlamıyla bir hafifleme oldu huzurla doldum.<br />
<br />
Kelime-i Şahadet getirirken neler hissettiniz?<br />
<br />
Aaron Kohen: Huzur... Mutluluk ve mütekamil olmuş bir insan...<br />
<br />
İslamiyet'e geçerken Yahudi cemaatinin tepkisinden çekinmediniz mi?<br />
<br />
Flori Kohen: Hiç çekinmedim; çünkü kötü bir şey yapmadım ki! Müslüman ne demek, Allah'a inanan demek. Ben imanımı değiştirmedim ki, ben İslamiyet'le evrenselleştim. Ben duamda bütün peygamberlerin sevgisini kazandığıma inanarak dua ediyorum artık. Onların arasında da, 'Bütün peygamberleri severek ve onlara saygı duyarak dua ediyorum' diyenler var. Bu, söyleyerek olmaz, fiiliyata dökmek ve biraz yürekli olmak lazım. Son peygamberi seviyor ve saygı duyuyorsan İslamiyet'e geçmek lazım. Ben işte onu yaptım.<br />
<br />
Aaron Kohen: Şöyle bir söz vardır Tevrat'ta: 'Önemli olan Allah'ın gözünde lütuf bulmaktır, kulun gözünde değil'. Diğer kişilerin davranış ve tutumları beni enterese etmiyor. Benim için önemli olan Allah'ın gözünde doğru olanı yapmam. Bir insan öldüğünde Tanrı'nın karşısında yaptığı doğrular ve yanlışlarla tektir. Dolayısıyla ben İslamiyet'e canı gönülden inanarak, Hz. Muhammed'e ve tüm peygamberlere inanarak insan-ı kamil olmaya çalıştım. İslamiyet'e geçtiğim için Tanrı'nın önüne geçtiğimde kalbim, vicdanım ve zihnim huzur içerisinde olacak. Mutluyum, eksik bir insan olmadım.<br />
<br />
Peki, aşk ile İslamiyet arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsunuz?<br />
<br />
Flori Kohen: Beşeri aşkımız bizi İslamiyet'e taşıdı. Tanrı lütuf buyurmasaydı eğer, ben kesinlikle eşimle karşılaşmayacaktım. Aşk ve sevgi Yüce Rabb'imizin bir hediyesidir. Ne mutlu ki bizi karşılaştırdı ve kesiştirdi.<br />
<br />
Aaron Kohen: Bütün dinler; aşkı, sevgiyi, merhameti, güzelliği, iyi ve mutlu bir evliliği, sadakatli bir evliliği her zaman öngörmüşlerdir.<br />
<br />
<br />
Aaron Kohen (solda), Flori Kohen (sağda) ve kızları Çiçek Kohen.<br />
<br />
İlk fırsatta ilahi okumak isterim<br />
<br />
Yahudi'yken çıkardığınız iki albümde de İbrani ilahileri okudunuz. Şimdi ise Müslüman'sınız, bundan sonraki albümünüzü İslam ilahilerinden oluşturmayı düşünür müsünüz?<br />
<br />
Aaron Kohen: Neden olmasın, tabii ki ilk fırsatta İslam ilahileri okumak isterim. Şu an kaybolmuş bir insan olabilirdim. Tanrı'ya şükrediyorum, bana elverdi, çalışmamı dinledi, gelecek kuşaklara aktarmam için bana olanak sağladı, sonra da karşıma Hasan Saltık Bey'i çıkardı. Ben yüce Rabb'imize şükrediyorum.<br />
<br />
Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz.<br />
<br />
Aaron Kohen: Yaşantımıza İstanbul'da devam etmeye çalışacağız. Çok zorluklar içinde yaşıyoruz. Geçimimizi sadece eşimin emekli maaşı sağlıyor.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben bir ressamım. 6 dil biliyorum. Fransızca ve İtalyanca öğretmeniyim. Ben şu anda hocayım, ressamım, gidip de tezgahtarlık yapamam ki! Herkesin bir mesleği var.<br />
<br />
Aaron Kohen: Eski din kardeşlerimizden şu ana kadar gelen işler, hep komik rakamlarla aşağılayıcı işlerdi.<br />
<br />
Nedir mesela?<br />
<br />
Bana diyorlar ki 'Hamallık yapar mısın?' Ben nasıl hamallık yaparım! Ya da 'Bir tekstil fabrikasının tuvalet temizliğini yapar mısın?' diyorlar. Bunları aşağılamak için yapıyorlar.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben doktora seviyesinde iki üniversite bitirdim. Çok güzel bir araştırmanın sonucunda tezimi Prof. Dr. Tahsin Yücel'den aldım. Bana diyorlar ki 'Sana manikürcüde iş bulduk.' Ben manikürcü de olurum, nefis yaparım. Bir makyaj uzmanı gibi makyaj da yaparım; ama olay o değil ki! Her meslek kendi erbabına... Bana iş vermediler, biz açız şu anda!.. Bu ayıp!..<br />
<br />
***<br />
<br />
Yüce Rab, Cumhurbaşkanımızı korusun!<br />
<br />
O zorlu günlerde Kalan Müzik'ten Hasan Saltık'ın yanına gittim. Anoten Duası projemden bahsettim. Yani 'Cumhurbaşkanımızı kutsama duası'. Bu dua, Osmanlı topraklarına gelen Museviler tarafından şükretmek için yapılmış. Bu dua, Osmanlı devlet erkanının Tanrı tarafından güçlü olması, ülkeyi sıhhatli idare etmesi, Tanrı'nın onların yollarını açması ve güç vermesi, onları koruması için okunan bir duadır. 500 yıl boyunca padişahların ismi zikredilerek okunsa da unutulmuştu. Bu albüm yeni çıktı. Hasan Bey'e bu projeyi anlattığımda bana kol kanat gerdi. Durumumun zorluğundan bahsettim, bana yardımcı oldu, cebime para koydu. Her zaman yardım etti, kapılarını açtı, insanca yaklaştı. Benimle üzüldü, benimle sevindi.<br />
<br />
SERKAN KAR<br />
<br />
Zaman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/08/musluman.jpg" border="0" alt="[Resim: musluman.jpg]" /><br />
<br />
Aaron Kohen'in güzel sesiyle okuduğu dualar dinleyenleri büyülerdi, yaptığı albümler Museviler arasında çok popülerdi. Bir gün aynı cemaatten dul bir kadına, Flori Kohen'e aşık oldu.<br />
<br />
Tam anlamıyla hayatı değişti! İşinden ve cemaatten kovuldu. Derken Flori Kohen, geçtiğimiz yıl Müslüman oldu; ondan etkilenen kocası Aaron Kohen de ekim başında İslamiyeti seçti. Ve Yahudi cemaatinde kıyamet koptu!<br />
<br />
Aaron Kohen, Yahudi din adamıydı. Yahudi şeriatına göre, soyadı Kohen olan bir din adamının dul bir kadınla evlenmesi yasak! Neve Şalom Sinagogu'nda hazanlık (müezzin) yapan ve aynı zamanda müzisyen olan Aaron Kohen, bu yasağı çiğneyip dul bir kadınla evlendiği için işinden oldu. Sonra da Fransızca öğretmeni olan eşi Flori, işsiz kaldı. Yahudi cemaatinden dışlandıkları için hiçbir yerde iş bulamadılar. Ev kiralarını ödeyemeyince parkta yattılar. Flori'nin ailesinden rica minnet aldıkları az bir parayla Arnavutköy'de küçük bir eve taşındılar. Haftalar boyunca su ve ekmekle karınlarını doyurdular. Flori, bir buçuk yıl önce, gece gördüğü bir rüyadan çok etkilendi ve sabah Müslüman oldu. Geçtiğimiz ay da Aaron Kohen kızıyla birlikte İslamiyet'i seçti. Evlendikleri için kendilerini dışlayan Yahudi cemaati, Kohen'ler Müslüman olduktan sonra onları aşağılamaya başladı. İşte Kohen'lerin acı, gözyaşları ve açlıklarla dolu; ama inadına tutkuyla çevrili hikâyesi...<br />
<br />
Eşinizle tanışana kadarki süreci anlatır mısınız?<br />
<br />
Aaron Kohen: Çocukluğum sinagoglarda geçti. Oralarda dinsel müzikle tanıştım, çok iyi duahanlar vardı ve İbrani ilahiler Türk musikisiyle okunuyordu. O yaşlarda Tanrı'ya, zengin Türk makamlarıyla yakarmak beni çok cezbetmişti. 1979 yılında Neve Şalom Sinagogu'na duahan (müezzin) olarak atandım. Toplam 36 yıl çok iyi duahanlarla çalıştım.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben iki çocuk annesi bir bayandım ve Fransızca öğretmeniydim. Özel Saint Michel Fransız Lisesi'nde 10 küsur yıl çalıştım. Sonra İTÜ'de konuk öğretim görevlisi olarak davet edildim. Ardından Galatasaray Üniversitesi'nde hocalık yaptım. Özel Saint Benoit Lisesi'ndeyse 3 yıl hocalık yaptım.<br />
<br />
Birbirinizle ne zaman tanıştınız?<br />
<br />
Flori Kohen: O zamanki eşimle bir boşanma sürecine girmiştim. Aaron, üçüncçü çocuğuma hamileyken kutsama için bize gelmişti. Eşimden boşandıktan bir süre sonra Aaron Kohen Bey ile aramızda bir etkilenme oldu. Büyük bir sevgiyle birbirimize bağlanınca evlenmemiz gerektiğine karar verdik. Hahambaşı, Kohen soyadını taşıyan bir din adamının dul bir bayanla evlenemeyeceğini söyledi.<br />
<br />
Ama siz her şeye rağmen evlendiniz!..<br />
<br />
Flori Kohen: Evlenir evlenmez eşimi görevden aldılar. Beş parasız kaldık. Bir maaş ile Aaron Bey ve kızım Çiçek'e bakmak durumunda kaldım. Sonra çalıştığım özel okul, işime son verdi.<br />
<br />
Hepten parasız kaldınız yani!..<br />
<br />
Flori Kohen: Aynen öyle, parasız pulsuz kaldık ortalıkta. Yıl 2005, aylardan Nisan. Çok kötüydü! Kira borcu birikince bütün eşyalarımızı bir günde sattık. Ondan sonra Cihangir'de küçücük bir kapıcı dairesine taşındık. Fakat oranın parasını da ödeyemedik. Yahudi cemaati bizi dışladığı için burada iş bulamadık ve İsrail'e gittik. Orada bizi bir dil okuluna koydular ama Allahlık. Sağmalcılar Cezaevi oradan daha bakımlıdır. Oradan da, buradaki cemaatin baskısı nedeniyle kovulduk ve bir daha da iş vermediler. Baktık ki bize orada da iş vermiyorlar, öleceksek hiç değilse doğduğumuz topraklarda ölelim, dedik. 4 kredi kartım vardı. Eşim ve çocuğum açlıktan ölmesin diye bütün kredimi çektim. Döndüğümüz ilk 5 gün Bebek Parkı bizim mekânımız oldu. Yıl 2006, aylardan Mayıs.<br />
<br />
Parklarda mı yattınız?<br />
<br />
Flori Kohen: Evet. Sonra beni kovan okula, 'insanlık namına bana kapılarınızı açın, beni bu parktan çekip kurtarın' dedim. 'İki ay kalabilirsiniz' diyerek bizi kabul ettiler. 'Öğretmenlere ayrılan lojmanlarda yaşarsınız, size para vermeyiz, yemek de buzdolabında bulursanız yersiniz' dediler.<br />
<br />
Peki bunca olan biten arasında İslamiyet'e geçiş fikri nasıl oluştu?<br />
<br />
Aaron Kohen: Eşim gördüğü bir rüya sonrasında İslamiyet'i seçti. Ben de geçen hafta ikinci albüm bittiğinde; Hz. Muhammed'i gönülden sevdiğim ve zarar gördüğüm o insanlarla bir olmamak için, çok sevdiğim Türkler ve tüm Müslümanlarla beraber toprağın altında Tanrı'ya ulaşmak istediğim için İslamiyet'i seçtim.<br />
<br />
Rüyanızda ne gördünüz?<br />
<br />
Flori Kohen: O zorlu günleri yaşarken, hep bir çare ararken bir gece kendimi bir camide pembe, ipekten kapalı bir kıyafetin içinde namaz kılarken gördüm. Aynı anda yanımda daha önceki dinime ait, yine pembe giyinmiş kızlar dua ediyordu; fakat birbirleriyle gülüşüyordu. Yani benim duamı bölüyorlardı. O an bir ses geldi, 'sen onlara bakma, duana devam et' dedi. Ben baştan sona namazımı ve duamı bitirdim. Ve huzur içinde dışarı çıktım. Sabah rüyamı eşime anlattım. 'Anladığım kadarıyla seni İslamiyet'e çağırıyorlar.' dedi. Zaten o sıralar Hz. Muhammed'in hayatını okumaya başlamıştım. Kur'an-ı Kerim'in de Bakara Sûresi'ndeydim. Muhtarlıktaki formaliteleri halledip Beyoğlu Müftülüğü'ne gittik. Orada çok güzel karşıladılar bizi. Kendi isteğimle ve eşimin de onayıyla Kelime-i Şehadet getirerek ailemizden Müslümanlığa geçen ilk kişi ben oldum. Bir buçuk yıl sonra ikinci albüm ortaya çıkıp tamamlandığında, Ekimin 1'i ya da 2'siydi, tam hatırlamıyorum. Yahudilerin oruç günleri vardır, kutsal af günleri... O gün kocam oruçluydu ve sabahleyin 'kalk' dedi, gidiyoruz. O, hazırlıklarını çoktan yapmış, camiye gittik. Çok, çok, çok duygulandım. O da Kelime-i Şehadet getirdi, kızım da... O zaman tam anlamıyla bir hafifleme oldu huzurla doldum.<br />
<br />
Kelime-i Şahadet getirirken neler hissettiniz?<br />
<br />
Aaron Kohen: Huzur... Mutluluk ve mütekamil olmuş bir insan...<br />
<br />
İslamiyet'e geçerken Yahudi cemaatinin tepkisinden çekinmediniz mi?<br />
<br />
Flori Kohen: Hiç çekinmedim; çünkü kötü bir şey yapmadım ki! Müslüman ne demek, Allah'a inanan demek. Ben imanımı değiştirmedim ki, ben İslamiyet'le evrenselleştim. Ben duamda bütün peygamberlerin sevgisini kazandığıma inanarak dua ediyorum artık. Onların arasında da, 'Bütün peygamberleri severek ve onlara saygı duyarak dua ediyorum' diyenler var. Bu, söyleyerek olmaz, fiiliyata dökmek ve biraz yürekli olmak lazım. Son peygamberi seviyor ve saygı duyuyorsan İslamiyet'e geçmek lazım. Ben işte onu yaptım.<br />
<br />
Aaron Kohen: Şöyle bir söz vardır Tevrat'ta: 'Önemli olan Allah'ın gözünde lütuf bulmaktır, kulun gözünde değil'. Diğer kişilerin davranış ve tutumları beni enterese etmiyor. Benim için önemli olan Allah'ın gözünde doğru olanı yapmam. Bir insan öldüğünde Tanrı'nın karşısında yaptığı doğrular ve yanlışlarla tektir. Dolayısıyla ben İslamiyet'e canı gönülden inanarak, Hz. Muhammed'e ve tüm peygamberlere inanarak insan-ı kamil olmaya çalıştım. İslamiyet'e geçtiğim için Tanrı'nın önüne geçtiğimde kalbim, vicdanım ve zihnim huzur içerisinde olacak. Mutluyum, eksik bir insan olmadım.<br />
<br />
Peki, aşk ile İslamiyet arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsunuz?<br />
<br />
Flori Kohen: Beşeri aşkımız bizi İslamiyet'e taşıdı. Tanrı lütuf buyurmasaydı eğer, ben kesinlikle eşimle karşılaşmayacaktım. Aşk ve sevgi Yüce Rabb'imizin bir hediyesidir. Ne mutlu ki bizi karşılaştırdı ve kesiştirdi.<br />
<br />
Aaron Kohen: Bütün dinler; aşkı, sevgiyi, merhameti, güzelliği, iyi ve mutlu bir evliliği, sadakatli bir evliliği her zaman öngörmüşlerdir.<br />
<br />
<br />
Aaron Kohen (solda), Flori Kohen (sağda) ve kızları Çiçek Kohen.<br />
<br />
İlk fırsatta ilahi okumak isterim<br />
<br />
Yahudi'yken çıkardığınız iki albümde de İbrani ilahileri okudunuz. Şimdi ise Müslüman'sınız, bundan sonraki albümünüzü İslam ilahilerinden oluşturmayı düşünür müsünüz?<br />
<br />
Aaron Kohen: Neden olmasın, tabii ki ilk fırsatta İslam ilahileri okumak isterim. Şu an kaybolmuş bir insan olabilirdim. Tanrı'ya şükrediyorum, bana elverdi, çalışmamı dinledi, gelecek kuşaklara aktarmam için bana olanak sağladı, sonra da karşıma Hasan Saltık Bey'i çıkardı. Ben yüce Rabb'imize şükrediyorum.<br />
<br />
Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz.<br />
<br />
Aaron Kohen: Yaşantımıza İstanbul'da devam etmeye çalışacağız. Çok zorluklar içinde yaşıyoruz. Geçimimizi sadece eşimin emekli maaşı sağlıyor.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben bir ressamım. 6 dil biliyorum. Fransızca ve İtalyanca öğretmeniyim. Ben şu anda hocayım, ressamım, gidip de tezgahtarlık yapamam ki! Herkesin bir mesleği var.<br />
<br />
Aaron Kohen: Eski din kardeşlerimizden şu ana kadar gelen işler, hep komik rakamlarla aşağılayıcı işlerdi.<br />
<br />
Nedir mesela?<br />
<br />
Bana diyorlar ki 'Hamallık yapar mısın?' Ben nasıl hamallık yaparım! Ya da 'Bir tekstil fabrikasının tuvalet temizliğini yapar mısın?' diyorlar. Bunları aşağılamak için yapıyorlar.<br />
<br />
Flori Kohen: Ben doktora seviyesinde iki üniversite bitirdim. Çok güzel bir araştırmanın sonucunda tezimi Prof. Dr. Tahsin Yücel'den aldım. Bana diyorlar ki 'Sana manikürcüde iş bulduk.' Ben manikürcü de olurum, nefis yaparım. Bir makyaj uzmanı gibi makyaj da yaparım; ama olay o değil ki! Her meslek kendi erbabına... Bana iş vermediler, biz açız şu anda!.. Bu ayıp!..<br />
<br />
***<br />
<br />
Yüce Rab, Cumhurbaşkanımızı korusun!<br />
<br />
O zorlu günlerde Kalan Müzik'ten Hasan Saltık'ın yanına gittim. Anoten Duası projemden bahsettim. Yani 'Cumhurbaşkanımızı kutsama duası'. Bu dua, Osmanlı topraklarına gelen Museviler tarafından şükretmek için yapılmış. Bu dua, Osmanlı devlet erkanının Tanrı tarafından güçlü olması, ülkeyi sıhhatli idare etmesi, Tanrı'nın onların yollarını açması ve güç vermesi, onları koruması için okunan bir duadır. 500 yıl boyunca padişahların ismi zikredilerek okunsa da unutulmuştu. Bu albüm yeni çıktı. Hasan Bey'e bu projeyi anlattığımda bana kol kanat gerdi. Durumumun zorluğundan bahsettim, bana yardımcı oldu, cebime para koydu. Her zaman yardım etti, kapılarını açtı, insanca yaklaştı. Benimle üzüldü, benimle sevindi.<br />
<br />
SERKAN KAR<br />
<br />
Zaman]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Müslümanların 'Youtube'u]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25450</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:33:21 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25450</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.haber3.com/images/news/238123.jpg" border="0" alt="[Resim: 238123.jpg&#93;" /><br />
<br />
Müslümanlara yönelik yayın yapacak site açılmaya hazırlanıyor.<br />
<br />
Müslümanların 'Youtube'u denilen sosyalleşme sitesi 'Muxlim.com' yakında internet üzerinden sanal dünya uygulaması başlatacak.<br />
<br />
Web sitesinin kurucularından ve Muxlim'in İcra Kurulu Başkanı Muhammed El Fatatri yaptığı açıklamada, Muxlim Pal (Muxlim Arkadaş) adını verdikleri uygulamayı birkaç hafta içinde başlatacaklarını belirterek, dünya çapında tüm Müslüman gençleri bu sanal dünya uygulamasını denemeye ve izlenimlerini kendilerine aktarmaya çağırdı.<br />
<br />
Muxlim Pal'de de gençlerin popüler sanal dünya uygulaması Habbo'da olduğu gibi kendi alanlarını yaratabileceklerini ve arkadaşlarıyla iletişime geçebileceklerini belirten El Fatatri, tüm dünyadan Müslüman toplumunu bir araya getirmeyi amaçlayan Muxlim Pal'e diğer dinlerin mensuplarının da katılabileceklerini söyledi.<br />
<br />
Finlandiya'da yaşayan El Fatatri, bazı Müslüman ülkelerin bazı sanal dünya uygulamalarını Müslüman olmadıkları için engellediklerini anımsattı.<br />
<br />
Merkezi Helsinki'de bulunan ve Aralık 2006'da kurulan Muxlim.com'u, her ay 190 değişik ülkeden 1,5 milyon kişi ziyaret ediyor. Sohbet forumları ve fotoğraf paylaşımı hizmeti veren site ayrıca Kuran dinleme olanağı da sunuyor.<br />
<br />
<br />
Haber 3]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.haber3.com/images/news/238123.jpg" border="0" alt="[Resim: 238123.jpg]" /><br />
<br />
Müslümanlara yönelik yayın yapacak site açılmaya hazırlanıyor.<br />
<br />
Müslümanların 'Youtube'u denilen sosyalleşme sitesi 'Muxlim.com' yakında internet üzerinden sanal dünya uygulaması başlatacak.<br />
<br />
Web sitesinin kurucularından ve Muxlim'in İcra Kurulu Başkanı Muhammed El Fatatri yaptığı açıklamada, Muxlim Pal (Muxlim Arkadaş) adını verdikleri uygulamayı birkaç hafta içinde başlatacaklarını belirterek, dünya çapında tüm Müslüman gençleri bu sanal dünya uygulamasını denemeye ve izlenimlerini kendilerine aktarmaya çağırdı.<br />
<br />
Muxlim Pal'de de gençlerin popüler sanal dünya uygulaması Habbo'da olduğu gibi kendi alanlarını yaratabileceklerini ve arkadaşlarıyla iletişime geçebileceklerini belirten El Fatatri, tüm dünyadan Müslüman toplumunu bir araya getirmeyi amaçlayan Muxlim Pal'e diğer dinlerin mensuplarının da katılabileceklerini söyledi.<br />
<br />
Finlandiya'da yaşayan El Fatatri, bazı Müslüman ülkelerin bazı sanal dünya uygulamalarını Müslüman olmadıkları için engellediklerini anımsattı.<br />
<br />
Merkezi Helsinki'de bulunan ve Aralık 2006'da kurulan Muxlim.com'u, her ay 190 değişik ülkeden 1,5 milyon kişi ziyaret ediyor. Sohbet forumları ve fotoğraf paylaşımı hizmeti veren site ayrıca Kuran dinleme olanağı da sunuyor.<br />
<br />
<br />
Haber 3]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Chicago&#8217;da otobüs ilanıyla gelen İslam]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25449</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:23:23 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25449</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.timeturk.com/images/news/24110.jpg" border="0" alt="[Resim: 24110.jpg&#93;" /><br />
<br />
Kuzey Amerika İslam Çemberi&#8217;nin şehir otobüslerinde düzenlediği ilan kampanyası, 45 yaşındaki Leslie C. Toole&#8217;ye, yeni adıyla İlyas&#8217;a İslam&#8217;ın kapılarını açtı.<br />
<br />
Leslie C. Toole, İslam&#8217;ı seçmeyi son 10 senedir düşünüyordu. Ancak Chicago&#8217;lu öğretmen basit fakat vurucu ilanı gördüğünde zamanın geldiğini anlayabildi.<br />
<br />
45 yaşındaki Toole, TIMETURK&#8217;e &#8220;Hiçbir zaman tam anlamıyla karar verememiştim ancak işareti gördüğümde doğru zamanın geldiğini anladım&#8221; dedi.Toole, İslam&#8217;la bundan on sene önce bir adam içinde huzuru bulacağını söyleyen bir kitapçık verdiğinde tanışmış ve neye gireceğimden emin olmak için okumaya ve araştırmaya devam etmiş. Geçen ay, Chicago otobüslerinde İslami bir ilana rastlamış. İlan hemen dikkatini çekmiş ve numarayı aramış. &#8220;İslam&#8217;ın bir üyesi olmak benim öncelikli sorumdu&#8221; diye Toole, 29 Eylül Pazartesi günü İslam&#8217;la şereflendi<br />
. Onun hikayesi, GainPeace (Huzur Bul)&#8217;ın ilanlarıyla İslam&#8217;ı kabul eden 13 Chicago&#8217;ludan sadece biri. Grup, Chicago&#8217;daki 25 halk otobüsündeki ilanlar için 30 bin 900 dolar harcadı.<br />
İlan, insanları ücretsiz 800.622&#8217;yi aramaya ve İslam hakkındaki sorularına cevap arayanlar için bir web sitesine yönlendiriyor. Reklam kampanyası 19 Eylül&#8217;den 20 Ekim&#8217;e kadar düşünülmüştü ancak olumlu dönüşler neticesinde 23 Kasım&#8217;a kadar uzatıldı. Binlerce telefonun yanında web sitesi 300 bin&#8217;den fazla hit aldı. Merak eden Chicago&#8217;lular numarayı çevirdiklerinde, GainPeace, onlara Kur&#8217;an&#8217;ı Kerim&#8217;in İngilizce nüshası ve Hz. Muhammed hakkında Mesaj&#8217;ı ve İslam&#8217;la ilgili diğer broşürleri ücretsiz olarak gönderiyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Yeni ve farklı<br />
<br />
Kampanyayı düzenleyenler otobüs ilanlarının insanları İslam hakkında bilgilendirmek için yeni bir yol arayışı olduğunu söylüyorlar. GainPeace&#8217;in Direktörü Sabi Ahmet TIMETURK&#8217;e ilanla ilgili şunları aktardı: &#8220;&#8216;Farklı peygamber adlarıyla hayatın şekli İslam&#8217; ilanın konusuydu. Üst ve alt mesajlar insanlarda daha fazla ilgi uyandırmaya yönelik.&#8221; Ahmet, ücretsiz hattın ve web sitesiyle İslam hakkında daha fazla bilgiye edinebilecekleri ve bilgili Müslümanlardan korkuları, ön yargıları ve yanlış anlamalarıyla ilgili doğru ve gerçek bilgiye ulaşabildiğinin altını çizdi. Ahmet, &#8220;Web sitesiyle insanların bizlerle etkileşime geçebileceği ve bizleri daha iyi tanıyabileceği bir kanal yarattık&#8221; diye konuştu. Yeni Müslüman Toole, &#8220;Sorularınız mı var? Cevaplar burada&#8221; diyen ilanın insanların ilgisini çekmek için parlak bir yol olduğunu düşündüğünü belirterek, &#8220;Gerçekten harika bir fikir&#8230; Daha önce görmemiştim&#8221; diyor. İslam reklam kampanyası sadece Chicago&#8217;yla sınırlı değil. New York kökenli ve ABD&#8217;de 22 şubesi olan ICNA, Seattle ve New York&#8217;ta da benzer kampanyalar düzenliyor. Big Apple&#8217;da geçtiğimiz ay insanların İslam&#8217;la ilgili sorularını görselleştiren 1.000 reklam şehrin metro trenlerini süsledi. Kampanyaların başarılarından sonra ABD ve Kanada&#8217;daki başka şehirlerde grubun benzer ilanlar yayınlaması istendi.Yakın zamanlarda ABD&#8217;de yapılan bir ankete göre, Amerikalıların ekserisi İslam hakkında çok az şey bildiğini ve Müslümanların inançlarıyla Hıristiyanlarınkiler arasında herhangi bir ortaklık görmediğini ortaya koydu.<br />
<br />
<br />
Belletmenler<br />
<br />
GainPeace&#8217;in görevi sadece insanları İslam hakkında eğitmekle sınırlı değil. Biri İslam&#8217;la şereflendiğinde, grup Büyük bir Ağabey ya da Abla&#8217;yı Belletmen olarak atayarak, yeni Müslüman&#8217;ın ihtiyaç duyabileceği desteği ve danışmanlığı sağlıyor. Belletmen ve yeni Müslüman, yüz yüze görüşüp, e-postalar ve telefon yoluyla sürekli ilişkide kalıyor. Müslüman adı olarak kendisine İlyas&#8217;ı seçen Toole, belletmenine şükranlarını, &#8220;Bana çok yardımcı oldu. İlerlemem için bana tonlarca kitap verdi&#8221; sözleriyle anlatıyor. GainPeace yeni Müslümanlara içinde Nasıl İbadet Edilir DVD&#8217;si, Kendi Kendine Kur&#8217;an Okuma ve İslam&#8217;la ilgili çeşitli broşürler bulunan bir Şahadet paketi veriyor. Ayrıca haftada bir yeni Müslümanlar için online dersler düzenleniyor. İlyas katılmaya sabırsızlandığı derslerle ilgili olarak, &#8220;Müslümanların hayat tarzlarından ibadetlerini ve Arapçaya kadar her şeyi öğrenebileceğim&#8221; diyor. İlyas, yeni dini hakkında daha fazla öğrendikçe, doğru kararı verdiğinden daha emin olduğunu söylüyor: &#8220;Kesinlikle benim için mükemmel. Bir şeyi doğru olduğunu bildiğinizde açıklaması zor. Sanki evinizi bulmuş gibi derinlerde bir his sanki&#8230;&#8221; <br />
<br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24112.jpg" border="0" alt="[Resim: 24112.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24113.jpg" border="0" alt="[Resim: 24113.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24116.jpg" border="0" alt="[Resim: 24116.jpg&#93;" /><br />
<br />
Kaynak: TimeTürk]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.timeturk.com/images/news/24110.jpg" border="0" alt="[Resim: 24110.jpg]" /><br />
<br />
Kuzey Amerika İslam Çemberi&#8217;nin şehir otobüslerinde düzenlediği ilan kampanyası, 45 yaşındaki Leslie C. Toole&#8217;ye, yeni adıyla İlyas&#8217;a İslam&#8217;ın kapılarını açtı.<br />
<br />
Leslie C. Toole, İslam&#8217;ı seçmeyi son 10 senedir düşünüyordu. Ancak Chicago&#8217;lu öğretmen basit fakat vurucu ilanı gördüğünde zamanın geldiğini anlayabildi.<br />
<br />
45 yaşındaki Toole, TIMETURK&#8217;e &#8220;Hiçbir zaman tam anlamıyla karar verememiştim ancak işareti gördüğümde doğru zamanın geldiğini anladım&#8221; dedi.Toole, İslam&#8217;la bundan on sene önce bir adam içinde huzuru bulacağını söyleyen bir kitapçık verdiğinde tanışmış ve neye gireceğimden emin olmak için okumaya ve araştırmaya devam etmiş. Geçen ay, Chicago otobüslerinde İslami bir ilana rastlamış. İlan hemen dikkatini çekmiş ve numarayı aramış. &#8220;İslam&#8217;ın bir üyesi olmak benim öncelikli sorumdu&#8221; diye Toole, 29 Eylül Pazartesi günü İslam&#8217;la şereflendi<br />
. Onun hikayesi, GainPeace (Huzur Bul)&#8217;ın ilanlarıyla İslam&#8217;ı kabul eden 13 Chicago&#8217;ludan sadece biri. Grup, Chicago&#8217;daki 25 halk otobüsündeki ilanlar için 30 bin 900 dolar harcadı.<br />
İlan, insanları ücretsiz 800.622&#8217;yi aramaya ve İslam hakkındaki sorularına cevap arayanlar için bir web sitesine yönlendiriyor. Reklam kampanyası 19 Eylül&#8217;den 20 Ekim&#8217;e kadar düşünülmüştü ancak olumlu dönüşler neticesinde 23 Kasım&#8217;a kadar uzatıldı. Binlerce telefonun yanında web sitesi 300 bin&#8217;den fazla hit aldı. Merak eden Chicago&#8217;lular numarayı çevirdiklerinde, GainPeace, onlara Kur&#8217;an&#8217;ı Kerim&#8217;in İngilizce nüshası ve Hz. Muhammed hakkında Mesaj&#8217;ı ve İslam&#8217;la ilgili diğer broşürleri ücretsiz olarak gönderiyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Yeni ve farklı<br />
<br />
Kampanyayı düzenleyenler otobüs ilanlarının insanları İslam hakkında bilgilendirmek için yeni bir yol arayışı olduğunu söylüyorlar. GainPeace&#8217;in Direktörü Sabi Ahmet TIMETURK&#8217;e ilanla ilgili şunları aktardı: &#8220;&#8216;Farklı peygamber adlarıyla hayatın şekli İslam&#8217; ilanın konusuydu. Üst ve alt mesajlar insanlarda daha fazla ilgi uyandırmaya yönelik.&#8221; Ahmet, ücretsiz hattın ve web sitesiyle İslam hakkında daha fazla bilgiye edinebilecekleri ve bilgili Müslümanlardan korkuları, ön yargıları ve yanlış anlamalarıyla ilgili doğru ve gerçek bilgiye ulaşabildiğinin altını çizdi. Ahmet, &#8220;Web sitesiyle insanların bizlerle etkileşime geçebileceği ve bizleri daha iyi tanıyabileceği bir kanal yarattık&#8221; diye konuştu. Yeni Müslüman Toole, &#8220;Sorularınız mı var? Cevaplar burada&#8221; diyen ilanın insanların ilgisini çekmek için parlak bir yol olduğunu düşündüğünü belirterek, &#8220;Gerçekten harika bir fikir&#8230; Daha önce görmemiştim&#8221; diyor. İslam reklam kampanyası sadece Chicago&#8217;yla sınırlı değil. New York kökenli ve ABD&#8217;de 22 şubesi olan ICNA, Seattle ve New York&#8217;ta da benzer kampanyalar düzenliyor. Big Apple&#8217;da geçtiğimiz ay insanların İslam&#8217;la ilgili sorularını görselleştiren 1.000 reklam şehrin metro trenlerini süsledi. Kampanyaların başarılarından sonra ABD ve Kanada&#8217;daki başka şehirlerde grubun benzer ilanlar yayınlaması istendi.Yakın zamanlarda ABD&#8217;de yapılan bir ankete göre, Amerikalıların ekserisi İslam hakkında çok az şey bildiğini ve Müslümanların inançlarıyla Hıristiyanlarınkiler arasında herhangi bir ortaklık görmediğini ortaya koydu.<br />
<br />
<br />
Belletmenler<br />
<br />
GainPeace&#8217;in görevi sadece insanları İslam hakkında eğitmekle sınırlı değil. Biri İslam&#8217;la şereflendiğinde, grup Büyük bir Ağabey ya da Abla&#8217;yı Belletmen olarak atayarak, yeni Müslüman&#8217;ın ihtiyaç duyabileceği desteği ve danışmanlığı sağlıyor. Belletmen ve yeni Müslüman, yüz yüze görüşüp, e-postalar ve telefon yoluyla sürekli ilişkide kalıyor. Müslüman adı olarak kendisine İlyas&#8217;ı seçen Toole, belletmenine şükranlarını, &#8220;Bana çok yardımcı oldu. İlerlemem için bana tonlarca kitap verdi&#8221; sözleriyle anlatıyor. GainPeace yeni Müslümanlara içinde Nasıl İbadet Edilir DVD&#8217;si, Kendi Kendine Kur&#8217;an Okuma ve İslam&#8217;la ilgili çeşitli broşürler bulunan bir Şahadet paketi veriyor. Ayrıca haftada bir yeni Müslümanlar için online dersler düzenleniyor. İlyas katılmaya sabırsızlandığı derslerle ilgili olarak, &#8220;Müslümanların hayat tarzlarından ibadetlerini ve Arapçaya kadar her şeyi öğrenebileceğim&#8221; diyor. İlyas, yeni dini hakkında daha fazla öğrendikçe, doğru kararı verdiğinden daha emin olduğunu söylüyor: &#8220;Kesinlikle benim için mükemmel. Bir şeyi doğru olduğunu bildiğinizde açıklaması zor. Sanki evinizi bulmuş gibi derinlerde bir his sanki&#8230;&#8221; <br />
<br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24112.jpg" border="0" alt="[Resim: 24112.jpg]" /><br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24113.jpg" border="0" alt="[Resim: 24113.jpg]" /><br />
<img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/24116.jpg" border="0" alt="[Resim: 24116.jpg]" /><br />
<br />
Kaynak: TimeTürk]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&#8220;İslam&#8217;la yeniden doğdum&#8221;]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25448</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:14:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25448</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/17171.jpg" border="0" alt="[Resim: 17171.jpg&#93;" /><br />
<br />
&#8220;Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his Müslüman olduktan sonra beni hiçbir zaman terk etmedi.&#8221;<br />
<br />
Dünyada İslam'a olan ilgi her geçen gün daha da artıyor. Bu ilginin merkezlerinden biri de Uzakdoğu dinlerinin yıllardır revaçta olduğu Japonya&#8230; Son 5 yıldır İslam'a büyük ilgi gösteren Japon Gençliği tıpkı Leyko Hanım gibi huzur ve mutluluğu İslam'da buluyor. Bir zamanlar Budizme inanan Leyko Hanım; Ürdün, Suriye ve Türkiye'ye yaptığı ziyaretler sonucu Müslüman olmaya karar vererek ismini Leyla olarak değiştirmiş. &#8220;Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başladım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.&#8221; diyen Leyla Hanım'ın hem Müslüman oluş serüveni, hem de İslam ve Müslümanlarla ilgili tespitleri oldukça ilginç.<br />
<br />
ADEM ÖZKÖSE-ŞAM<br />
<br />
-Nasıl bir ortamda büyüdünüz? Bize ailenizden ve çevrenizden bahseder misiz?<br />
<br />
Hiroşima'da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist'ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda'nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki Buda Heykeli için törenler düzenler, ona çeşit çeşit tatlılar, meyveler ve yemekler ikram ederdik. Buda'nın yaşayan ruhunun ikram ettiğimiz yiyecekleri yediğine inanırdık. Bir gün geçtikten sonra da annem Buda'ya ikram ettiğimiz yemekleri bu sefer bize yedirirdi. Özellikle liseye başladığım yıllar Buda için evde yapılan törenlere katılmamaya, Buda'ya ibadet etmemeye başladım.<br />
<br />
&#8220;KALBİM BUDA'YI İSTEMİYORDU&#8221;<br />
<br />
-Niçin? Buda'nın neyi sizi rahatsız ediyordu?<br />
<br />
Kalbim istemiyordu. Buda'ya secde etmeye başladığım andan itibaren içimde büyük bir acı hissediyordum ve kalbim patlayacak gibi yanmaya başlıyordu. Sanırım fıtratım Buda'ya ibadet etmemi kabul etmiyordu. Hatta annem bu durumumu fark edince, benim Buda'nın ruhunun azabına uğradığımı düşünmeye başladı.<br />
<br />
-Lise yıllarınızda İslam ve Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?<br />
<br />
İslam hakkında çok fazla bir şey bilmiyordum. Sadece okul kitaplarında diğer dinler hakkında olduğu gibi İslam'la ilgili de kısa bilgiler vardı. Bir de televizyonda İslam Ülkeleriyle ilgili birkaç belgesel seyretmiştim. İslam hakkında zihnimde net bilgiler yoktu, fakat her Japon gibi ben de Buda'ya inanmadıkları için Müslümanların sapkın kafirler olduklarını düşünüyordum.<br />
<br />
-Daha sonra ne oldu? Müslüman olma serüveninizi dinleyebilir miyiz?<br />
Liseyi bitirdikten sonra Tokyo'ya gittim ve Tokyo'da bir elbise şirketinde çalışmaya başladım. Tokyo'da bulunduğum yıllar zihnim sorularla dolmaya başladı. Sabahlara kadar düşünüyordum ve kendi kendime sorularıma cevaplar arıyordum.<br />
<br />
&#8220;JAPON TOPLUMU TIPKI BİR MAKİNA GİBİ&#8221;<br />
<br />
-Ne tür sorular?<br />
<br />
Ben doğmadan önce 3 kardeşim aralıklarla annemin karnında ölmüşler. Kendi kendime; &#8220;Niçin kardeşlerim dünyaya gelmeden öldüler ve ben niçin dünyaya geldim&#8221; diye soruyordum. Ayrıca bu dünyada niçin yaşadığımı, ölünce nereye gideceğimi, hayatın anlamının ve hakikatin ne olduğunu merak ediyordum. Budizimden iyice uzaklaşmıştım; çünkü Budizmin felsefesi ve Buda için yapılan ibadetler bana çok saçma geliyordu. Bu arada Japon Toplumunun yaşamını da sorgulamaya başladım. İnsanlar sürekli çalışıyorlardı ve makinelerden pek fazla farkları yoktu. Bu insanlar dünyaya sadece çalışmak için mi gelmişlerdi. Bir çok soru soruyordum; fakat bu sorulara cevap bulamıyordum. İyice bunalıma girmiştim. Bu nedenle yaz gelince iznimi kullanmak için şirketten ayrıldım. Seyahat etmenin bana iyi gelebileceğini düşündüm. Şirketteki arkadaşlarımın bir çoğu tatillerini geçirmek için Amerika veya Fransa gibi meşhur Batı ülkelerine gitme kararı almışlardı. Bu tercih bana çok cazip gelmedi. İnternette araştırma yaparken Suriye ve Ürdün dikkatimi çekti. Arap ülkeleri Japonya'da pek fazla bilinmiyordu. Benim içimde de Arap ülkelerine karşı uzun zamandır merak vardı. Bu nedenle bir tur şirketiyle Ürdün ve Suriye'yi ziyaret etme kararı aldım.<br />
<br />
&#8220;ARAPÇA HATLAR BENİ ÇOK ETKİLEDİ&#8221;<br />
<br />
Ürdün'de 3 gün kaldıktan sonra Suriye'ye geçtik. Suriye'yi gezmeye ilk olarak Emevi Camii'nden başlayacaktık. Emevi Camii'ne girdikten birkaç dakika sonra ezan okunmaya başladı. Ezanı dinledikçe kalbime huzur dolmaya başladı. Caminin avlusunda bir köşeye oturup ezanı bitene kadar dinledim ve daha sonra da camiyi gezmeye başladım. Çocukluğumdan beri sanatla uğraşan biriydim. Hatta kendime ait bazı sanatsal çalışmalarım da vardı. Camiyi gezerken Arapça yazılmış hat yazıları dikkatimi çekti. Hayatımda bu kadar muhteşem bir sanat eseri görmemiştim. Yazıları anlamıyordum; fakat yazılardaki sanatsal yön beni aşırı derecede etkiledi. Emevi Camii'nde şimdiye kadar hiçbir mekanda hissetmediğim bir huzur vardı ve hatları incelerken ruhumdaki bu huzur daha da artıyordu. Arapça yazılara hayran kalmıştım, bu nedenle Japonya'ya döner dönmez Arapça'yı ve Arapça yazmayı öğrenmek için bir kursa başladım. Arapça İslam'la ilgili yeni bilgiler öğrenmemi de sağlıyordu ve İslam'a olan ilgim her geçen gün daha da artmaya başladı. 1 sene böyle geçti ve daha sonraki yaz tatilimde de Türkiye'ye gittim. İstanbul,Bursa, Kayseri ve Konya'yı gezdim. Bu gezim esnasında sürekli olarak camileri ziyaret etmek istiyordum. Camileri her ziyaret edişimde ruhum size anlatmakta zorlanacağım derecede huzura eriyordu. Özellikle Konya ve Kayseri'de insanlar bize çok iyi davrandılar. Türk Kadınları bizi evlerine davet edip yemek ikram ettiler. Bu durum bana çok garip geldi. Çünkü Japonya'da insanlar tanımadıkları yabancıları evlerine kesinlikle davet etmezler. Türklerin bu sıcak tavırları İslam'a olan ilgimi daha da arttırdı. Türkiye'den Japonya'ya döndükten birkaç gün sonra da Kur-an'ın tercümesini okumaya başladım. Kur'an zihnimdeki bütün sorulara cevap veriyordu. Bana hayatın manasını öğretiyor ve dünyada nasıl yaşamam gerektiğini anlatıyordu. Özellikle dünyanın yaratılması ve kainatın işleyişiyle ilgili ayetlerden çok etkilendim. Kur'an okudukça Allah'ın büyüklüğünü daha da iyi kavrıyordum ve yaratıcı karşısındaki konumumu fark ediyordum. 2 hafta içinde Kur-an'ın Japonca tercümesini baştan sona bitirdim.<br />
<br />
-Müslüman olmaya ne zaman karar verdiniz?<br />
<br />
İslam'ın hakikat olduğunu anlamama rağmen Müslüman olmaya hemen karar vermedim.<br />
<br />
-Niçin?<br />
<br />
Kendimi İslam'a girmek için hazır hissetmiyordum. Çünkü Müslüman olmaya karar verdiğimde yeni bir hayata adım atacaktım ve yıllardır sürdürdüğüm alışkanlıklarımın bir çoğunu terk etmem gerekecekti. Kur'an okuduktan sonra İslam'la ilgili araştırmalarımı daha da arttırdım. Özellikle hadis kitapları beni İslam'a hazırladılar. Hadisler sayesinde eski alışkanlıklarımın yerini alacak yeni alışkanlıklar edindim. 6 ay kadar süren bu araştırma sürecinin ardından Tokyo'daki İslam Merkezi'ne giderek Kelime-i Şehadet getirdim ve Müslüman oldum.<br />
<br />
-Müslüman olduktan ne kadar zaman sonra örtündünüz?<br />
<br />
Kelime-i Şehadet getirdikten hemen sonra örtündüm ve örtümü bir daha çıkarmadım. Hatta Müslüman olduktan bir gün sonra çalıştığım şirkete başım örtülü bir şekilde gittim. Şirketin müdürü başörtülü bir şekilde çalışamayacağımı söyledi, ben de hemen şirketten istifa ettim.<br />
<br />
-İşsiz kalınca üzülmediniz mi?<br />
<br />
Hayır. Çünkü kalbimde Allah'a karşı büyük bir iman oluşmuştu. Ona tevekkül ediyordum ve Allah'ın beni yalnız bırakmayacağını biliyordum. Allah'a iman etmiştim ve ne olursa olsun onun bana emrettiği gibi bir hayat sürmeye karar vermiştim. Daha sonra da başörtülü olarak çalışabileceğim başka bir şirkette işe başladım. Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.<br />
<br />
&#8220;BAŞÖRTÜM HERŞEYİM&#8221;<br />
<br />
-Başörtüsü sizin için ne anlama geliyor?<br />
<br />
Başörtüsü benim her şeyim. Örtüm başımda olduğu zaman Allah'ın bana olan şefkat ve sevgisinin daha fazla arttığını hissediyorum.<br />
<br />
-İslam'a girdikten sonra Müslümanlarla ilgili hayal kırıklıklarınız oldu mu?<br />
<br />
Evet, hem de çok&#8230; Bazı Müslümanların İslam'ın emirlerini yerine getirmemeleri beni çok şaşırttı, hatta bu durum nedeniyle bir çok kez ağladığımı hatırlıyorum. Müslümanlar İslam'ı çok iyi yaşamasalar da İslam'a ve Peygamber efendimize karşı içimde çok büyük bir sevgi var. Bir de Hz. Hatice'yi çok seviyorum ve elimden geldiği kadar Hz. Hatice'yi kendime örnek almaya çalışıyorum.<br />
<br />
-Japonya'da İslam'a olan ilgi şu an ne durumda?<br />
<br />
Allah'a şükür çok iyi. İslam Merkezi'nden aldığım bilgilere göre her gün en az 5 Japon Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oluyormuş. Önümüzdeki yıllar bu sayının daha da fazla artacağını düşünüyoruz.<br />
<br />
-Siz, bir başkasının İslam'a girmesine vesile oldunuz mu?<br />
<br />
Evet. İki Japon Arkadaşım benim davetimle İslam'a girdiler. Bir arkadaşım Ayet, diğer arkadaşım da Zeki ismini aldılar.<br />
<br />
-Tekrar Japonya'ya dönmeyi düşünüyor musunuz?<br />
<br />
2 sene daha Şam'da kalıp Arapçayı öğrendikten sonra Japonya'ya geri döneceğim. Çünkü Japonların İslam'ı iyi bilen davetçilere ihtiyacı var.<br />
<br />
-GERÇEK HAYAT DERGİSİ-<br />
<br />
habereditör]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/17171.jpg" border="0" alt="[Resim: 17171.jpg]" /><br />
<br />
&#8220;Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his Müslüman olduktan sonra beni hiçbir zaman terk etmedi.&#8221;<br />
<br />
Dünyada İslam'a olan ilgi her geçen gün daha da artıyor. Bu ilginin merkezlerinden biri de Uzakdoğu dinlerinin yıllardır revaçta olduğu Japonya&#8230; Son 5 yıldır İslam'a büyük ilgi gösteren Japon Gençliği tıpkı Leyko Hanım gibi huzur ve mutluluğu İslam'da buluyor. Bir zamanlar Budizme inanan Leyko Hanım; Ürdün, Suriye ve Türkiye'ye yaptığı ziyaretler sonucu Müslüman olmaya karar vererek ismini Leyla olarak değiştirmiş. &#8220;Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başladım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.&#8221; diyen Leyla Hanım'ın hem Müslüman oluş serüveni, hem de İslam ve Müslümanlarla ilgili tespitleri oldukça ilginç.<br />
<br />
ADEM ÖZKÖSE-ŞAM<br />
<br />
-Nasıl bir ortamda büyüdünüz? Bize ailenizden ve çevrenizden bahseder misiz?<br />
<br />
Hiroşima'da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist'ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda'nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki Buda Heykeli için törenler düzenler, ona çeşit çeşit tatlılar, meyveler ve yemekler ikram ederdik. Buda'nın yaşayan ruhunun ikram ettiğimiz yiyecekleri yediğine inanırdık. Bir gün geçtikten sonra da annem Buda'ya ikram ettiğimiz yemekleri bu sefer bize yedirirdi. Özellikle liseye başladığım yıllar Buda için evde yapılan törenlere katılmamaya, Buda'ya ibadet etmemeye başladım.<br />
<br />
&#8220;KALBİM BUDA'YI İSTEMİYORDU&#8221;<br />
<br />
-Niçin? Buda'nın neyi sizi rahatsız ediyordu?<br />
<br />
Kalbim istemiyordu. Buda'ya secde etmeye başladığım andan itibaren içimde büyük bir acı hissediyordum ve kalbim patlayacak gibi yanmaya başlıyordu. Sanırım fıtratım Buda'ya ibadet etmemi kabul etmiyordu. Hatta annem bu durumumu fark edince, benim Buda'nın ruhunun azabına uğradığımı düşünmeye başladı.<br />
<br />
-Lise yıllarınızda İslam ve Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?<br />
<br />
İslam hakkında çok fazla bir şey bilmiyordum. Sadece okul kitaplarında diğer dinler hakkında olduğu gibi İslam'la ilgili de kısa bilgiler vardı. Bir de televizyonda İslam Ülkeleriyle ilgili birkaç belgesel seyretmiştim. İslam hakkında zihnimde net bilgiler yoktu, fakat her Japon gibi ben de Buda'ya inanmadıkları için Müslümanların sapkın kafirler olduklarını düşünüyordum.<br />
<br />
-Daha sonra ne oldu? Müslüman olma serüveninizi dinleyebilir miyiz?<br />
Liseyi bitirdikten sonra Tokyo'ya gittim ve Tokyo'da bir elbise şirketinde çalışmaya başladım. Tokyo'da bulunduğum yıllar zihnim sorularla dolmaya başladı. Sabahlara kadar düşünüyordum ve kendi kendime sorularıma cevaplar arıyordum.<br />
<br />
&#8220;JAPON TOPLUMU TIPKI BİR MAKİNA GİBİ&#8221;<br />
<br />
-Ne tür sorular?<br />
<br />
Ben doğmadan önce 3 kardeşim aralıklarla annemin karnında ölmüşler. Kendi kendime; &#8220;Niçin kardeşlerim dünyaya gelmeden öldüler ve ben niçin dünyaya geldim&#8221; diye soruyordum. Ayrıca bu dünyada niçin yaşadığımı, ölünce nereye gideceğimi, hayatın anlamının ve hakikatin ne olduğunu merak ediyordum. Budizimden iyice uzaklaşmıştım; çünkü Budizmin felsefesi ve Buda için yapılan ibadetler bana çok saçma geliyordu. Bu arada Japon Toplumunun yaşamını da sorgulamaya başladım. İnsanlar sürekli çalışıyorlardı ve makinelerden pek fazla farkları yoktu. Bu insanlar dünyaya sadece çalışmak için mi gelmişlerdi. Bir çok soru soruyordum; fakat bu sorulara cevap bulamıyordum. İyice bunalıma girmiştim. Bu nedenle yaz gelince iznimi kullanmak için şirketten ayrıldım. Seyahat etmenin bana iyi gelebileceğini düşündüm. Şirketteki arkadaşlarımın bir çoğu tatillerini geçirmek için Amerika veya Fransa gibi meşhur Batı ülkelerine gitme kararı almışlardı. Bu tercih bana çok cazip gelmedi. İnternette araştırma yaparken Suriye ve Ürdün dikkatimi çekti. Arap ülkeleri Japonya'da pek fazla bilinmiyordu. Benim içimde de Arap ülkelerine karşı uzun zamandır merak vardı. Bu nedenle bir tur şirketiyle Ürdün ve Suriye'yi ziyaret etme kararı aldım.<br />
<br />
&#8220;ARAPÇA HATLAR BENİ ÇOK ETKİLEDİ&#8221;<br />
<br />
Ürdün'de 3 gün kaldıktan sonra Suriye'ye geçtik. Suriye'yi gezmeye ilk olarak Emevi Camii'nden başlayacaktık. Emevi Camii'ne girdikten birkaç dakika sonra ezan okunmaya başladı. Ezanı dinledikçe kalbime huzur dolmaya başladı. Caminin avlusunda bir köşeye oturup ezanı bitene kadar dinledim ve daha sonra da camiyi gezmeye başladım. Çocukluğumdan beri sanatla uğraşan biriydim. Hatta kendime ait bazı sanatsal çalışmalarım da vardı. Camiyi gezerken Arapça yazılmış hat yazıları dikkatimi çekti. Hayatımda bu kadar muhteşem bir sanat eseri görmemiştim. Yazıları anlamıyordum; fakat yazılardaki sanatsal yön beni aşırı derecede etkiledi. Emevi Camii'nde şimdiye kadar hiçbir mekanda hissetmediğim bir huzur vardı ve hatları incelerken ruhumdaki bu huzur daha da artıyordu. Arapça yazılara hayran kalmıştım, bu nedenle Japonya'ya döner dönmez Arapça'yı ve Arapça yazmayı öğrenmek için bir kursa başladım. Arapça İslam'la ilgili yeni bilgiler öğrenmemi de sağlıyordu ve İslam'a olan ilgim her geçen gün daha da artmaya başladı. 1 sene böyle geçti ve daha sonraki yaz tatilimde de Türkiye'ye gittim. İstanbul,Bursa, Kayseri ve Konya'yı gezdim. Bu gezim esnasında sürekli olarak camileri ziyaret etmek istiyordum. Camileri her ziyaret edişimde ruhum size anlatmakta zorlanacağım derecede huzura eriyordu. Özellikle Konya ve Kayseri'de insanlar bize çok iyi davrandılar. Türk Kadınları bizi evlerine davet edip yemek ikram ettiler. Bu durum bana çok garip geldi. Çünkü Japonya'da insanlar tanımadıkları yabancıları evlerine kesinlikle davet etmezler. Türklerin bu sıcak tavırları İslam'a olan ilgimi daha da arttırdı. Türkiye'den Japonya'ya döndükten birkaç gün sonra da Kur-an'ın tercümesini okumaya başladım. Kur'an zihnimdeki bütün sorulara cevap veriyordu. Bana hayatın manasını öğretiyor ve dünyada nasıl yaşamam gerektiğini anlatıyordu. Özellikle dünyanın yaratılması ve kainatın işleyişiyle ilgili ayetlerden çok etkilendim. Kur'an okudukça Allah'ın büyüklüğünü daha da iyi kavrıyordum ve yaratıcı karşısındaki konumumu fark ediyordum. 2 hafta içinde Kur-an'ın Japonca tercümesini baştan sona bitirdim.<br />
<br />
-Müslüman olmaya ne zaman karar verdiniz?<br />
<br />
İslam'ın hakikat olduğunu anlamama rağmen Müslüman olmaya hemen karar vermedim.<br />
<br />
-Niçin?<br />
<br />
Kendimi İslam'a girmek için hazır hissetmiyordum. Çünkü Müslüman olmaya karar verdiğimde yeni bir hayata adım atacaktım ve yıllardır sürdürdüğüm alışkanlıklarımın bir çoğunu terk etmem gerekecekti. Kur'an okuduktan sonra İslam'la ilgili araştırmalarımı daha da arttırdım. Özellikle hadis kitapları beni İslam'a hazırladılar. Hadisler sayesinde eski alışkanlıklarımın yerini alacak yeni alışkanlıklar edindim. 6 ay kadar süren bu araştırma sürecinin ardından Tokyo'daki İslam Merkezi'ne giderek Kelime-i Şehadet getirdim ve Müslüman oldum.<br />
<br />
-Müslüman olduktan ne kadar zaman sonra örtündünüz?<br />
<br />
Kelime-i Şehadet getirdikten hemen sonra örtündüm ve örtümü bir daha çıkarmadım. Hatta Müslüman olduktan bir gün sonra çalıştığım şirkete başım örtülü bir şekilde gittim. Şirketin müdürü başörtülü bir şekilde çalışamayacağımı söyledi, ben de hemen şirketten istifa ettim.<br />
<br />
-İşsiz kalınca üzülmediniz mi?<br />
<br />
Hayır. Çünkü kalbimde Allah'a karşı büyük bir iman oluşmuştu. Ona tevekkül ediyordum ve Allah'ın beni yalnız bırakmayacağını biliyordum. Allah'a iman etmiştim ve ne olursa olsun onun bana emrettiği gibi bir hayat sürmeye karar vermiştim. Daha sonra da başörtülü olarak çalışabileceğim başka bir şirkette işe başladım. Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.<br />
<br />
&#8220;BAŞÖRTÜM HERŞEYİM&#8221;<br />
<br />
-Başörtüsü sizin için ne anlama geliyor?<br />
<br />
Başörtüsü benim her şeyim. Örtüm başımda olduğu zaman Allah'ın bana olan şefkat ve sevgisinin daha fazla arttığını hissediyorum.<br />
<br />
-İslam'a girdikten sonra Müslümanlarla ilgili hayal kırıklıklarınız oldu mu?<br />
<br />
Evet, hem de çok&#8230; Bazı Müslümanların İslam'ın emirlerini yerine getirmemeleri beni çok şaşırttı, hatta bu durum nedeniyle bir çok kez ağladığımı hatırlıyorum. Müslümanlar İslam'ı çok iyi yaşamasalar da İslam'a ve Peygamber efendimize karşı içimde çok büyük bir sevgi var. Bir de Hz. Hatice'yi çok seviyorum ve elimden geldiği kadar Hz. Hatice'yi kendime örnek almaya çalışıyorum.<br />
<br />
-Japonya'da İslam'a olan ilgi şu an ne durumda?<br />
<br />
Allah'a şükür çok iyi. İslam Merkezi'nden aldığım bilgilere göre her gün en az 5 Japon Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oluyormuş. Önümüzdeki yıllar bu sayının daha da fazla artacağını düşünüyoruz.<br />
<br />
-Siz, bir başkasının İslam'a girmesine vesile oldunuz mu?<br />
<br />
Evet. İki Japon Arkadaşım benim davetimle İslam'a girdiler. Bir arkadaşım Ayet, diğer arkadaşım da Zeki ismini aldılar.<br />
<br />
-Tekrar Japonya'ya dönmeyi düşünüyor musunuz?<br />
<br />
2 sene daha Şam'da kalıp Arapçayı öğrendikten sonra Japonya'ya geri döneceğim. Çünkü Japonların İslam'ı iyi bilen davetçilere ihtiyacı var.<br />
<br />
-GERÇEK HAYAT DERGİSİ-<br />
<br />
habereditör]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Müslüman heyet Vatikan'da Papa'yla görüştü]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25447</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 12:09:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25447</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.timeturk.com/images/news/25043.jpg" border="0" alt="[Resim: 25043.jpg&#93;" /><br />
<br />
Katolik dünyasının mabedi Vatikan, dün dinlerarası diyalog çabalarıyla düzenlenen tarihi bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Salı gününden bu yana süren forumun Muhtelif ülkelerden Müslüman aydın, akademisyen ve din bilginlerinden müteşekkil konuk heyet, Müslüman katılımcıları Roma Katolik Kilisesinin lideri Papa 16. Benediktus tarafından kabul edildi.<br />
<br />
<br />
MÜSLÜMAN HEYET PAPA'YLA GÖRÜŞTÜ<br />
<br />
Görüşmede Müslümanlar adına George Washington Üniversitesi İslam Araştırmaları Profesörü Seyyid Hüseyin Nasr ve Bosna-Hersek Başmüftüsü Dr. Mustafa Çeriç, Katolikler adına ise Papa 16. Benediktus birer konuşma yaptı. Başta din özgürlüğü olmak üzere, temel hakların korunması ve şiddetin kınanması konularının işlendiği görüşmede dünya barışı için işbirliği temaları damgasını vurdu.<br />
<br />
NASR: DİN ADINA ŞİDDETE BAŞVURMAYI DİNE MAL ETMEMELİ<br />
<br />
Prof. Nasr, din özgürlüğünden yana olduklarını vurguladığı konuşmasında, "Müslümanlar olarak, özgürlük adına dinimizi yıkmayı amaçlayan saldırgan yayılmacılığa da izin veremeyiz" diye konuştu. Din adına şiddete başvurma olgusunu bir dine mal etmenin yanlışlığına işaret eden Nasr, zaman zaman din adına da yapılmış şiddet örneklerine her kesimin tarihinde rastlanabileceğini belirtti.<br />
<br />
Dr. Çeriç, konuşmasında Saraybosna'da Müslümanların soykırıma maruz kaldığını hatırlattı.<br />
<br />
PAPA: DİNDAR İNSANLARA ŞİDDET VAHİM, BUNUN TANRI ADINA YAPMAK ÇOK DAHA VAHİM<br />
<br />
Papa 16. Benediktus ise siyasi ve dini liderlerin bireyin din ve vicdan özgürlüğüne saygı çerçevesinde temel haklardan yararlanmayı güvence altına alması gerektiğini belirtti. Papa 16. Benediktus, din özgürlüğünün dinlerarası diyalog için de temel koşul olduğunun altını çizerken, "Dindar insanların günümüzde halen maruz kalmakta olduğu şiddet ve takibat kabul edilebilir bir şey değildir. Bunun Tanrı adına yapılması ise çok daha vahimdir" ifadesi dikkat çekti.<br />
<br />
Forum toplantısı, bugün Papalık Gregorius Üniversitesi'nde davetlilere ve basına açık olarak yapılan kapanış oturumuyla sona erdi.<br />
<br />
MÜSLÜMANLARIN SÖZCÜSÜ BİR TÜRK<br />
<br />
Çalışmalarda her iki kesim de 24 kişilik heyetler tarafından temsil ediliyor. Müslümanları temsil eden 24 kişilik heyet, Papa ve diğer Hristiyan kiliselerinin liderlerine dünya barışına katkı için ortak çaba çağrısında bulunmak amacıyla 13 Eylül 2007 tarihli açık mektuba imza koyan Müslüman aydın, akademisyen ve din bilginleri arasından seçilmiş isimlerden oluşuyor. Bosna-Hersek Başmüftüsü Çeriç'in başkanlık ettiği Müslüman heyetin üyeleri arasında, Prof. Nasr, ayrıca Avrupa'daki genç Müslüman akademisyenlerden Prof. Tarık Ramazan da yer alıyor. "Ortak Söz Projesi" adlı bu girişim doğrultusunda Vatikan'da yapılan görüşmelerde Müslümanların sözcülüğünü heyetin tek Türk üyesi Dr. İbrahim Kalın üstlenirken, Müslümanlar arasında, iki kadın katılımcı Filipinler'den Emine Rasül ve ABD'den Prof. Ingrid Mary Mattson'ın bulunuyor.<br />
<br />
AJANSLAR / TİMETURK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.timeturk.com/images/news/25043.jpg" border="0" alt="[Resim: 25043.jpg]" /><br />
<br />
Katolik dünyasının mabedi Vatikan, dün dinlerarası diyalog çabalarıyla düzenlenen tarihi bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Salı gününden bu yana süren forumun Muhtelif ülkelerden Müslüman aydın, akademisyen ve din bilginlerinden müteşekkil konuk heyet, Müslüman katılımcıları Roma Katolik Kilisesinin lideri Papa 16. Benediktus tarafından kabul edildi.<br />
<br />
<br />
MÜSLÜMAN HEYET PAPA'YLA GÖRÜŞTÜ<br />
<br />
Görüşmede Müslümanlar adına George Washington Üniversitesi İslam Araştırmaları Profesörü Seyyid Hüseyin Nasr ve Bosna-Hersek Başmüftüsü Dr. Mustafa Çeriç, Katolikler adına ise Papa 16. Benediktus birer konuşma yaptı. Başta din özgürlüğü olmak üzere, temel hakların korunması ve şiddetin kınanması konularının işlendiği görüşmede dünya barışı için işbirliği temaları damgasını vurdu.<br />
<br />
NASR: DİN ADINA ŞİDDETE BAŞVURMAYI DİNE MAL ETMEMELİ<br />
<br />
Prof. Nasr, din özgürlüğünden yana olduklarını vurguladığı konuşmasında, "Müslümanlar olarak, özgürlük adına dinimizi yıkmayı amaçlayan saldırgan yayılmacılığa da izin veremeyiz" diye konuştu. Din adına şiddete başvurma olgusunu bir dine mal etmenin yanlışlığına işaret eden Nasr, zaman zaman din adına da yapılmış şiddet örneklerine her kesimin tarihinde rastlanabileceğini belirtti.<br />
<br />
Dr. Çeriç, konuşmasında Saraybosna'da Müslümanların soykırıma maruz kaldığını hatırlattı.<br />
<br />
PAPA: DİNDAR İNSANLARA ŞİDDET VAHİM, BUNUN TANRI ADINA YAPMAK ÇOK DAHA VAHİM<br />
<br />
Papa 16. Benediktus ise siyasi ve dini liderlerin bireyin din ve vicdan özgürlüğüne saygı çerçevesinde temel haklardan yararlanmayı güvence altına alması gerektiğini belirtti. Papa 16. Benediktus, din özgürlüğünün dinlerarası diyalog için de temel koşul olduğunun altını çizerken, "Dindar insanların günümüzde halen maruz kalmakta olduğu şiddet ve takibat kabul edilebilir bir şey değildir. Bunun Tanrı adına yapılması ise çok daha vahimdir" ifadesi dikkat çekti.<br />
<br />
Forum toplantısı, bugün Papalık Gregorius Üniversitesi'nde davetlilere ve basına açık olarak yapılan kapanış oturumuyla sona erdi.<br />
<br />
MÜSLÜMANLARIN SÖZCÜSÜ BİR TÜRK<br />
<br />
Çalışmalarda her iki kesim de 24 kişilik heyetler tarafından temsil ediliyor. Müslümanları temsil eden 24 kişilik heyet, Papa ve diğer Hristiyan kiliselerinin liderlerine dünya barışına katkı için ortak çaba çağrısında bulunmak amacıyla 13 Eylül 2007 tarihli açık mektuba imza koyan Müslüman aydın, akademisyen ve din bilginleri arasından seçilmiş isimlerden oluşuyor. Bosna-Hersek Başmüftüsü Çeriç'in başkanlık ettiği Müslüman heyetin üyeleri arasında, Prof. Nasr, ayrıca Avrupa'daki genç Müslüman akademisyenlerden Prof. Tarık Ramazan da yer alıyor. "Ortak Söz Projesi" adlı bu girişim doğrultusunda Vatikan'da yapılan görüşmelerde Müslümanların sözcülüğünü heyetin tek Türk üyesi Dr. İbrahim Kalın üstlenirken, Müslümanlar arasında, iki kadın katılımcı Filipinler'den Emine Rasül ve ABD'den Prof. Ingrid Mary Mattson'ın bulunuyor.<br />
<br />
AJANSLAR / TİMETURK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslamiyet'in Filipinler'e ilk gelişi kutlandı]]></title>
			<link>http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25446</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 11:57:55 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zühd</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.yaramaziz.biz/showthread.php?tid=25446</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.dunyabulteni.net/images/news/52227.jpg" border="0" alt="[Resim: 52227.jpg&#93;" /><br />
<br />
Filipinlerin ilk câmii olan Şeyh Mahdum Mescidinin yapılışı münasebetiyle Simunul adasındaki iki günlük kutlamalar yapılıyor.<br />
<br />
Tawi-Tawi'nin din büyükleri ve mahalli otoriteler, Filipinlerin ilk câmisi olan Şeyh Mahdum Mescidinin yapılışı münasebetiyle Simunul adasındaki iki günlük kutlamalar için biraraya geldiler.<br />
<br />
Şeyh Mahdum Mescidi, tam 628 yıl önce Müslümanların yaşadığı Mindanao'ya bağlı Simunul adasındaki Tawi-Tawi şehrinde inşa edildi. İslamın Filipinlerde yayılışının işareti olan ilk câminin yapılışı, ilim adamları ve mahalli otoritelerin katılımıyla iki gün süren etkinliklerle Simunul adasında kutlandı.<br />
<br />
Filipin Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Simunul Mahalli Yönetimi, Ziarang Simunul ya da Simunul'u Ziyaret adıyla anılan, Perşembe günü başlayan ve iki gün süren kutlamaların Mindanao halkının mânevi ve kültürel bütünlüğüne dayandığını söyled